|
GÖZ HASTALIKLARI KASAD-D |
ANA SAYFA
|
KASAD-D Nedir? |
FAALİYETLER |
DUY
URULAR |
İLETİŞİM |
|Sağlık bilgilendirme |
Eğitim-Haberler |
|
|
info@kasadsaglik.com
Ayın konusu
|
ÇOCUKLARDA ŞAŞILIk
www.kasadsaglik.com Uz.Dr.Sinan Çavuş (Göz hastalıkları uzmanı)
Gözlerimiz tam karşıya bakarken birbirine paraleldir. Paralelliğin bozulmasına şaşılık
(STRABİSMUS) denir. Şaşılık genellikle çocukluk çağında ortaya çıkar. Özellikle bebeklerde daha fazla olmak üzere şaşılıkların bir kısmı yalancı kaymadır. Yalancı kayma, gerçek şaşılık olamdığı halde kaar gibi gözükmesidir. Bu durumun tam olarak aydınlatılabilmesi için mutlaka bir göz muayenesi yapılmalıdır. Şaşılığın oluşmasında tek bir neden söz konusu değildir. Hamileliğin nasıl geçtiği, doğumun problemli olup olmadığı, çocuğun gelişimi, geçirdiği hastalıklar, havale veya göze ait hastalıklar şaşılık için risk faktörü oluşturabilirler.
Şaşılığın ortaya çıkmasından hemen sonra tedaviye başlanması ile tam düzelme mümkün olabilmektedir. Şaşılığın tedavisi için üç yöntemden bahsetmek mümkündür;
Gözlük: Bazı tip şaşılıklar kırma kusuruna bağlı olarak oluşur. Hasta gözlük kullanmaya başlayınca şaşılık düzelir. Bu tip şaşılıklarda gözlük yeterli olmaktadır.
Kapama tedavisi: Bu tedavi yöntemleri hastanın gözünde tembellik de var ise yapılabilir.
Cerrahi (ameliyat): Doğuştan olan kaymalar genellikle gözlük gerektirmeyen, erken dönemde (6 ay – 2 yaş ) ameliyat edilmesi gerekli kaymalardır. Kaymaların büyük çoğunluğu ise 2–3 yaş civarında ortaya çıkar ve genellikle gözlükle tam olarak düzelebilir. Gözlük takıldığı halde düzelmeyen kaymalara ise cerrahi tedavi gerekir.
Glokom (göz tansiyonu) halk arasında karasu hastalığı olarakta bilinmektedir.
genelde belirti vermeyen sinsi bir hastalık olup, erken teşhis ve yeterli tedavi edilmediği takdirde geri dönüşü olmayan görme kaybı ve sonunda körlükle sonuçlanabilen bir hastalıktır.
glokom, sıklıkla göziçi basıncının yüksekliği, göz siniri zararı ve görme alanı kaybı ile gelişen bir hastalıktır. göz içinde devamlı üretilen ve dışarıya kanallarla boşaltılan bir sıvı vardır.bu denge bozulduğunda göziçi basıncı artar.bazen göziçi basıncının normal veya düşük olduğu durumlardada göz sinirinin duyarlılığı artar ve hasara uğrayabilir. göz siniri hücreleri üldüğü zamanda kalıcı görme kaybı oluşur.
kimlerde görülür
40 yaş üzerinde olanlarla, ailesinde göz tansiyonu bulunanların her yıl düzenli göz muayenesi yaptırmaları erken teşhis ve tedavi sonucu görmeyi korumak için önemlidir.glokomda görme kaybı oluştuktan sonra geri dönüş olmadığından erken tanı önemlidir.
belirtileri:
genellikle belirtisizdir ve normal göz muayenesinde farkedilir
zaman zaman oluşan başağrısı
zaman zaman bulanık görme
geceleri ışık etrafında renkli halkaların görülmesi
loş ışıkta okuma yaparken veya tv seyrederken oluşan göz çevresi ağrısı
glokom riski bulunanlar:
§ 40 yaş üzeri olmak
§ ailede glokom hikayesi olması
§ sigara
§ şeker hastalığı varlığı
§ yüksek kan basıncı
§ yüksek miyopi
§ uzun süre kortizon gibi ilaçların kullanılması
§ göz travması geçirmek
§ zenci ırktan olmak
bu özelliklere sahip kişilerde glokom hastalığının ortaya çıkma riski normalden daha yüksek olduğu için bu kişilerin görme sinirindeki hasarın erken tespiti amacıyla düzenli olarak göz muayenelerini yaptırmaları uygun olur.
glokom her yaşta görülebilir
Konjenital glokom:
doğuştan itibaren vardır. Birkaç ay içinde gözde belirgin bir büyüme( iri gözleri vardır ve gözlerinin renkli kısımları kocamandır),ışıktan rahatsızlık, sulanma ve bulanıklaşma ile kendini belli eder. belirgin belirtilerin olmadığı bebeklere teşhis geç konur. Bunun için ailelerin gözleri iri olan, ışığa bakamayan ve şiddetli yaşarmaları olan çocuklarını, mutlaka bir göz doktoruna götürmeleri gerekir.
tedavisi cerrahidir.erken cerrahi tedavi yapılmazsa körlükle sonlanır.ameliyata hazırlanana kadar ilaç tedavisi yapılmaktadır.
nasıl teşhis edilir ve hangi tetkikler yapılır
glokomun erken teşhisi için en iyi yöntem düzenli göz muayenelerinin yaptırılmasıdır.muayene sırasında ;
göziçi basıncı ölçülür
göz siniri değerlendirilir
gerekenlerde görme alanı ve göz siniri kalınlığı ölçümleri yapılır (bu tetkikler glokomlu hastaların takibinde de kullanılır).
göz tansiyonunun takibinde ve görme sinirinde hasar oluşup oluşmadığının belirlenmesinde bazı tetkik cihazları kullanılmaktadır. Bunlar; görme sinirindeki hasardan dolayı görme kaybının miktarını gösteren görme alanı, görme siniri ve sinir lifi analizi yapan oct (optik sinir tomografisi), hrt (sinir lifi analizi) cihazlarıdır ve glokomun teşhis ve tedavisinin planlamasında büyük önem taşırlar
tonometre ile göz tansiyonu ölçümü yapılır
tedavi:
glokomtanısı konulduktan sonra tedavi olarak
ilaç tedavisi
laser tedavisi
cerrahi tedavi seçeneklerinden biri veya kombinasyonları kullanılabilir.
tedavide amaç görme kaybının ilerlemesini durdurmaktır.
göz damlalarının hergün belirtilen düzende kullanılması önemlidir.göz tansiyonunuz normal seviyede kalıp, tetkiklerde herhangi bir kötüleşme olmazsa ilaç değiştirmeye gerek yoktur.kayıplar devam ederse başka ilaçlar ilave edilir, ilaçlar yetersiz kalırsa laser tedavisi yada cerrahi müdahale yapılır.
erken tanı ve tedavi görmenizi koruyabilir.bunun için kontrollarınızı ihmal etmeyin.
glokom kronik bir hastalık olduğundan tedavi ömür boyu sürer ve kararlılık ister.oluşan kaybın telafisi yoktur.
katarakt nedir?
katarakt göz bebeğinin arkasındaki lensin şeffaflığını kaybederek opaklaşması, kesifleşmesidir ve her yaşta değişik nedenlere bağlı olarak(göze gelen darbeler, şeker hastalığı varlığı, geçirilmiş göz içi iltihapları, kortizon gibi bazı ilaçların uzun süreli kullanımı ve hipokalsemi gibi) gelişmekle birlikte,genellikle yaşlılık belirtisi olup, sıklıkla 60 yaşın üzerindeki kişilerde görülür.
BELİRTİLERİ NELERDİR
uzak ve yakında,şekilsiz veya bulanık görme, renklerin zor veya soluk algılanması , akşamları görmede zorluk yaşanması, sisli görme gibi şikayetlerle kendini belli eder. katarakt genellikle yavaş ilerler. ilerledikçe net görme kaybolmaya başlar.bazı hastalarda katarakt zamanla ilerlediğinde yakını daha iyi görmeye başlarlar.bu durum geçicidir. nadirende olsa kısa sürede katarakt ta ilerleme oluşabilir.
RİSK FAKTÖRLERİ
-yaş (ileri yaşlarda daha sık görülür)
- güneş ışınları
- diabet
- ilaç kullanımı(kortizon gibi)
- bazı hormon eksikliğine bağlı ( hipokalsemi )
-geçirilen göz iltihapları ve travma
- aile hikayesi
-önceden göz ameliyatı geçirmiş olmak
-sigara içme
-radyasyon ışığına maruz kalma
teşhis nasıl konur ve ne tür tetkikler gerekir
katarakt teşhisi muayene sırasında konur. çok ilerlemiş kataraktı olan hastaların gözbebeği beyaz görünebilir.
ameliyat öncesi bazı gözlerde ultrason incelemesi gerekebilir ve göz içine yerleştirilecek olan lensin gücü hesaplanır. ameliyat sonrası gözlüksüz iyi görmenin sağlanması açısından bu çok önemlidir.
nasıl ve ne zaman tedavi edilir?
görme bulanıklığı hastanın günlük işlerini aksatacak seviyede (okuma güçlüğü, televizyon izleme güçlüğü, araba kullanmada zorluk) ise ameliyat planlanır.
ameliyatta saydamlığını kaybeden opaklaşmış lens alınır, ve göziçine lens takılarak hastanın tekrar iyi görmesi sağlanır.
KATARAKTIN İLAÇ İLE TEDAVİSİ YOKTUR, TEK TEDAVİ YÖNTEMİ CERRAHİDİR
geliştirilen son yöntem olan fako (fakoemülsifikasyon) tekniği ile katarakt ameliyatları yapılmaktadır. bu yöntemde ameliyat için kataraktın olgunlaşmasını beklemeye gerek yoktur. eskiden görmesi iyice azalana kadar beklenmekteydi. günümüzde kişinin yaşamını kısıtlayan her safhada ameliyat yapılabilmektedir.
Fako Yöntemi (Fakoemülsifikasyon Tekniği): çoğunlukla (çocuklar,gençler ve akli dengesi bozuk olanlar dışında) lokal anestezi ( sadece damla ile yada göze iğne yapılarak uyuşturulur) kullanılır ve bu teknikte göze 3 mm.gibi küçük bir kesiden girilir, lensin ön kapsülüne yuvarlak bir pencere açılır, katarakt yani keşifleşmiş göz merceği ultrason dalgaları veren bir cihaz ile sıvılaştırılarak emilir, yerine katlanabilir yeni göz merceği yerleştirilir. bu ameliyatta kullanılan mercekler dikişli katarakt ameliyatında kullanılan merceklerden farklıdır. 3mm'lik kesiden gözün içine sokularak yerleştirildikten sonra vücut ısısıyla normal şeklini almaktadır.ameliyat sonrası kesi yeri genellikle dikişsiz bırakılır yada tek bir sütür atılır. ameliyatın başarısında bu katlanabilir merceğin kalitesi önemli bir rol oynar ve kullanılan bu lensler gözde ömür boyu kalır
![]()
FAKO ameliyatı uzman hekim ameliyatın şematik görünümü
tarafından mikroskop altında yapılır
![]()
ameliyat öncesi ameliyat sonrası
fako yönteminin en büyük avantajı erken dönemde görme netliğinin sağlanmasıdır. enfeksiyon ihtimali sebebiyle iki gözün ameliyatı aynı gün yapılmamalıdır. İki gözün amelyatı arasındaki süre bir kaç gün olması uygun olur.
katarakt ameliyatında kullanılan merceklerle ameliyattan sonra hastanın gözlüksüz uzağı görmesini ve yakın için gözlük kullanmasını planlanır. Bazı hastalar ameliyattan sonra düşük numara da olsa uzak gözlüğüne ihtiyaç duyabilirler.
katarakt ameliyatı öncesinde mevcut olan bazı hastalıklar (glokom, diyabet ve makula dejeneresansı gibi) ameliyat sonrasında görmeyi sınırlayabilir.ameliyat sonrasında ancak belli bir değere kadar görme artabilir. şunu unutmamak gerekir ki katarakt cerrahisi, başarı oranı çok yüksek bir ameliyattır. Genelde görmede artış olur ve ameliyat öncesi yapamadığınız pek çok şeyi yapabilir hale gelirsiniz.
ancak her operasyonda olduğu gibi katarakt operasyonunda da bazı komplikasyonlar görülebilir. olabilecek komplikasyonlar ise kanama, enfeksiyon, glokom, korneada bulanıklaşma, retina merkezinde şişme, retinada yırtık ve çok az bir ihtimalle göz kaybı oluşabilir.
ameliyat sonrası belirli süre ilaçların düzenli kullanılması önemlidir.ameliyattan sonraki zamanlarda tekrar lensin konulduğu kapsülde opaklaşma oluşabilr ve görme azalır. laser tedavisi ile görme tekrar eski haline döner.
RETİNA
Gözün renkli ve renksiz görmeyi sağlayan hücrelerinden oluşur. Gözün doğrudan beyinle bağlantılı bir tabakasıdır.
retina hastalıkları nelerdir:
* Konjenital (doğumsal)
* Herediter ( genetik )
* AMD (yaşa bağlı makula dejeneresansı)
* Enflamatuar hastalıklar,
* Vasküler ( damarsal),
* Sistemik hastalıklara bağlı bozukluklar (Hipertansiyon, diyabet, kollagenozlar vs)
* Makular hastalıklar (görme merkezini tutan)
* Retinal toksisite (ilaçlara bağlı retina hasarı)
* Tümörler, retina yırtık ve delikleri, retina dekolmanı.dır
hastalıkların belirtileri:
* Ani veya yavaş görme azalması,
* Işık çakmaları,
* Sinek uçuşmaları, göz önünde dolaşan cisimler, görüşün perdelenmesi,
* Gelip geçici ve kısa süreli görme kaybı,
* Görüş alanında karanlık bölgeler,
muayenede: Direkt ve indirekt oftalmoskopi (Göz dibi muayenesi), FFA (Fundus Fluoressein anjiografi), ICG (indosiyan yeşili anjiografi), elektrofizyolojik tetkikler (ERG, EOG vs), RTA (Retina kalınlık analizi),göz ultrasonu kullanılır
Konulan tanıya göre uygulanabilecek tedavi biçimleri:
* Medikal Tedavi* Cerrahi tedavi
* Lazer (Fotokoagulasyon)
* Operasyon (vitreo-retinal cerrahi)
Dünyada körlüğün en sık nedenidir. Şeker hastalığının başlamasından ortalama 10 yıl sonra, şekere bağlı göz hastalığı ortaya çıkar.Başlangıçta kılcal damarlarda tıkanıklıklar şeklinde kendini gösterir. İleri safhalarda göz içi kanamaları,yeni damar oluşumları, membran-bant oluşumu ve retina dekolmanı oluşabilir.
Göz dibindeki damar hasarının seviyesi FFA(göz anjiosu) ile belirlendikten sonra, gerekirse retinaya lazer fotokoagülasyon tedavisi uygulanır. Hasta 3-6 ayda bir muayene edilmeli, anjiyo gerekirse tekrarlanmalıdır.
ŞEKER HASTALIĞINIZ VARSA, HİÇ BİR ŞİKAYETİNİZ OLMASA da, en geç altı ayda bir göz dibi muayenesi yaptırmanız uygun olur.
Diabet, gözün özellikle sinir tabakasını ( retina veya ağ tabaka ) ve bu tabakadaki kılcal damarları etkileyerek çalışmasını bozmakta ve görme kayıplarına yol açmaktadır. Şeker hastalığına bağlı retina bozukluklarına retinopati adı verilmektedir.
Diabetik retinopatinin meydana gelmesinde rol oynayan risk faktörlerinin başında şeker hastalığının süresi gelmektedir. Özellikle hastalığın başından itibaren 10 yıllık süreden sonra retinopati görülme sıklığı artmaktadır. Tip 1 veya İnsüline bağımlı genç diyabetiklerde ergenlik çağından sonra retinopati görülme sıklığı yaş ile ilgili olarak artmaktadır.
Kan şekeri kontrolü önemli bir faktördür. Kan şekerinin düzensiz seyretmesi ani kan şekeri yükselme ve düşmeleri Retinanın bozulmasını, hastalığın ilerlemesini kolaylaştırmaktadır. Gebelik, hipertansiyon, kan yağlarının yüksekliği, böbrek hastalığı Retinopatiyi ağırlaştıran diğer faktörlerdir.
Şeker hastalığı retinadaki kılcal damarların yapısını bozmakta, hücre kaybına yol açarak damar geçirgenliğinin bozulmasına, sarı nokta bölgesinde sıvı birikimine, beraberinde yağlı maddelerin birikmesine ve beraberinde kılcal damarların tıkanarak beslenmeyen alanların ortaya çıkmasına neden olur. Retinada kendiliğinden kanayabilen yeni damarlar oluşur. Retinanın önünde ve içinde oluşan kanamalar gözün arka boşluğuna sızabilir. Retinada damarlı zarlar oluşur ve sonuçta ciddi görme kayıpları, ağrılı göz tansiyonu yükselmelerine neden olur.
Şeker hastalarında, gençlerde bluğ çağından itibaren, 30 yaşından sonra ortaya çıkan bireylerde teşhis konulduğunda mutlaka göz muayenesi yapılmalı, retina normal ise 6 ay-yılda bir kez muayene tekrarlanmalıdır. Retinopati başladığında takip süresi 3-4 aylık sürelere indirilmelidir.
![]()
Diyabetik retinopati ileri evrede lazer tedavisi uygulanmış
Diabetik retinopatide ortaya çıkan bozuklukların tedavisinde günümüzde kullanılan tek tedavi yöntemi lazer fotokoagulasyon dur. Bu tedavi uygun zamanda ve uygun şekilde uygulandıgı takdirde şeker hastalığına bağlı ciddi görme kayıplarını önlemenin tek yoludur. Ayrıca hastaların, kan şekerini düzenli kontrolü, hipertansiyon ve kan yağlarının yüksekliğinin tedavisi konusunda uyarılmasının görmenin korunması açısından çok önemli olduğu unutulmamalıdır.
Şeker hastalarında sık olarak katarakt meydana gelmektedir. Katarakt ameliyatı sonuçları normal kişilere göre beklenen iyi sonuçları vermeyebilir, bazen retinopati ameliyattan sonra kötüleşebilir. Bu nedenle şeker hastalarında katarakt ameliyatında acele edilmemeli retina görülebiliyorsa laser tedavisi tamamlandıktan sonra ameliyat yapılmalı, ileri kataraktlı hastalarda ise ameliyattan hemen sonra uygun laser tedavisi yapılmalı ve hastalar sıkı olarak izlenmelidir.
Şeker hastalarında ortaya çıkan ve laser tedavisine rağmen devam eden maküla ödeminde göz içine kortizon verilebilir.
Diabetik retinopatinin ileri evrelerinde geçmeyen göz içi kanamaları, retinada oluşanzarlar ve buna bağlı retina ayrılmalarında vitrektomi adı verilen ameliyatlar yapılabilir.
Retina dekolmanı, retina sinir tabakasının altındaki pigment epitel tabakasından ayrılmasıdır. Sebep ve belirtiler: Çoğunlukla retinada oluşan yırtık veya delikler yüzünden, bu iki tabakanın arasına sıvı sızmasıyla gelişir. En sık,gözün uzamasına bağlı olan yüksek miyopilerde gözlenir. Bazen vitreus dokusu da bozulmaya başlar,jel kıvamı değişir ve yavaş yavaş retinadan ayrılır. retinada çekintiler oluşur Bu ayrılmaya vitreus dekolmanı denir.Bu arada büzülen ve yer yer opaklaşan vitreus dokusu gözün içinde görme aksından geçtikçe,kişi tarafından gözün uçuşan sinek veya sis perdesi olarak algılanır. Retinada çekintiler hasta tarafından “ışık çakmaları,flash patlamaları” gibi algılanır.Bu ışık çakmaları bazen kısa süreli olabilir,bazende günlerce sürebilir.Bazı hastalarda ise hiç hissedilmeyebilir.
Retinada yırtık veya delik oluşmuşsa vitreus içindeki sıvı bu yırtıkların içinden geçerek,retina sinir tabakasının altında yapışmış olduğu pigment tabakasından ayırır.Bu durum retina dekolmanı olarak adlandırılır.Dekole olan retina bölgesinin görme fonksiyonu kalmaz ve hasta tarafından o bölgenin tam aksinde ‘bulanıklık,kara leke veya perde hissi’şeklinde görüntü kaybı hissedilir.Retina dekolmanı bazen bir bölgede sınırlı kalabilir,ama çoğunlukla ilerleyicidir.
TeşhisGöz hekimi çeşitli mercekler kullanarak muayene mikroskobuyla gözün içini çepeçevre inceler.Bunun sonucunda göz içindeki yırtık veya dekolmanı tesbit edilmiş olur.Gerekirse göz ultrasonografisi yapılır.
Tedavi:Yırtık veya delikler, retinada dekolman gelişmemişse argon laserle tedavi edilirler. İleride yırtık oluşturabilecek bazı ince ve yapısı bozulmuş sahalar laser ile kontrol altına alınabilir.
Retina dekolmanı gelişen hastalarda tek tedavi cerrahi müdahaledir. Dekolmanın tam düzelmediği hastalarda ikinci üçüncü müdaheleler gerekebilir.
YAŞA BAĞLI MAKULA DEJENERESANSI (AMD) (SARI NOKTA HASTALIĞI)
Toplumdaki yaşam süresi uzadıkça, yaşlılıkla ilgili hastalıkların oranı da artmaktadır. Yaşa bağlı makula dejeneransı (AMD) 65 yaşın üzerindeki hastalarda görme kayıplarının en büyük kısmını oluşturmaktadır.Hastalığa yol açtığı düşünülen çeşitli etkenler
Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte,Kalıtım, güneşin ultraviyolet etkisi, vitamin eksikliği, aşırı kilo alımı, damar sertliği, sigara, küçük tansiyondaki yükseklik, kalp büyümesi, şişmanlık, açık renkli gözler…
Hastalığın tipleri…
• Kuru tip
Retina tabakaları altına lipid (yağlı) materyal birikmesiyle oluşur. Daha yavaş ilerler ve uzun sürede görme azalmasına yol açar.• Yaş tip
Hasta bölgede oluşan yeni damarların retinaya doğru ilerlemesiyle oluşur. Bu tip, ani görme kaybına yol açabilir. Kuru tipe oranla daha azdır fakat %80 oranında görme kaybına neden olur. Özellikle hastanın bir gözünde zar oluşumu varsa, diğer göz de tehlikededir, sıkı takip gereklidir.
Belirtileri
Hastalarda bazen belirti vermeyebilir ;• Çarpık görme,
• Küçük görme,
• Bakılan alanda koyu bir leke görme gibi belirtiler görülür.amsler grid ile sağda normal, solda AMD li görünüm
Tedavi:
Bu durum göz anjiosuyla saptanabilir. Lazer fotogoagülasyon tedavisi ile zar yok edilir. Bilinen lazerlerin dışında yeni gelişen tedavi yöntemleriyle damardan ilaç verilerek lazer yapılmaktadır. (Fotodinamik tedavi ). Böylece gözün hassas retina tabakası zarar görmeden, kılcal damarlar kapatılabilmekte ve % 60-70 oranında vizyon korunabilmektedir.Yaş tipte, oluşan zarlar ne kadar küçükse başarı oranı o kadar artmaktadır.
Kuru tipte, hasta takibe alınmakta ve genel sağlık açısından tavsiyelerde bulunularak önlemler alınabilmektedir. Ayrıca günümüzde yeni gelişen özel ilaçlarla, en azından hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilmektedirGörme zamanla kademeli olarak azalır ve merkez karanlık bir odacık haline gelir. Merkez çevresindeki retina sağlam olduğundan körlük olmaz ancak görme azalır
Bu hastalıkta ne kadar erken tanı konur ve hasta takibe alınırsa, görme kaybı o derece iyi bir şekilde önlenebilmektedir.
şaşılık nedir?
şaşılık gözlerin temel bakış pozisyonunda paralelliğinin bozulması durumudur.gözün hareketini gözün dışına yapışan kaslar sağlar.
şaşılık sebepleri…
şaşılığın oluşmasında tek bir neden yoktur. Hamileliğin nasıl geçtiği, doğumun problemli olup olmadığı, çocuğun gelişimi, geçirdiği hastalıklar şaşılık için risk faktörü oluşturabilir. ailede gözünde kayma olan varsa sonraki fertlerde ortaya çıkma şansı daha fazladır. çocukluk döneminde yani 2 yaşından sonra görülen şaşılıklarda genellikle neden kırma kusurudur. yatkınlığı olan bir çocukta gözdeki kayma ateşli bir hastalık veya bir travma (düşme, ameliyatlar, kazalar) sonrası başlayabilir.
göz sinirlerinde oluşan felçler de gözde kaymalara neden olur. Geçirilen kazalar, kafa travması, ateşli hastalıklar ve ileri yaşta hipertansiyon ve şeker hastalığı gibi bazı durumlarda göze gelen sinirlerde felçler oluşabilir. Bu şekilde oluşan şaşılıklarda tedavi felcin kalıcı olup olmamasına bağlı olarak değişebilir. çocuklarda göz tembelliği, büyük yaş grubunda ise çift görmeye neden olabileceği için mutlaka tedavisi gereklidir.şaşılık çeşitleri
1-içe kayma
2-dışa kayma
3-yukarı kayma
4-aşağı kayma
Şaşılık belirtileri
gözde paralelliğin kaybolması
yaşarma
çift görme
bulanık görme
baş veya yüzün bir yana dönük olması
bebeklik ve çocukluk döneminde olan kaymaların bir kısmı yalancı kaymalardır. yalancı kayma, göz kapaklarının ve burun kökünün genişliği ile ortaya çıkan yanıltılıcı bir görünümdür. bu durumun tam olarak aydınlatılabilmesi için mutlaka bir göz muayenesi yapılmalıdır.
devamlı olarak hep aynı gözün kayması görmenin o gözde daha az olduğunun belirtisidir ve önemlidir. bu nedenle tek gözünde kayma olan bebek ve çocuklar hemen göz muayenesine götürülmelidir.çocuklarda göz tembelliği çok önemlidir ve ilkokul çağına gelmeden mutlakatedavi edilmelidir. sonra geri dönüşü olmayan görme kayıpları oluşabilir. tedavide gözlük, kapama , ilaç tedavisi kullanılmaktadır.
şaşılık tedavisinde gözlük kullanımının yanı sıra özel aletlerle yapılan ortoptik tedavi, kapama tedavisi, çeşitli damlalarla medikal tedavi ve cerrahi tedavi uygulanabilir
toplumda gizli kayma oldukça sık olarak görülür. her iki göz açıkken birleştirici bir mekanizma ile beyin gözlerin paralel durmasını sağlar. Ancak gözlerden biri kapatıldığında bu mekanizma bozulur ve kapatılan gözde kayma oluşur. hasta genellikle kaymanın farkında değildir ve gözlerde yorgunluk hissi, kızarıklık, ağrı, kuruluk hissi ve baş ağrısı gibi şikâyetlerle başvurur. eğer hastada bir görme kusuru da var ise bu şikayetler daha erken ortaya çıkar. özellikle yakın okuma sonrasında hasta baş ağrısından şikayetçi olur.
gizli şaşılık uygun gözlükler ve ortoptik egzersizlerle tedavi edilebilir.
şaşılık bir çok nedenden kaynaklandığı için tedavi de kişiden kişiye farklılıklar gösterir. bir kısım şaşılıkta gözlükle tedavi oldukça başarılıdır. çocuk gözlüğünü taktığında şaşılığı düzelir. yaş ilerledikçe kaymayı kontrol edebilme özelliği kazanabilir ve gözlüğü çıkardığında da artık gözü kaymaz. gözlükle ve egzersiz programlarıyla düzelmeyen şaşılıklarda, doğumsal şaşılıklarda, baş pozisyonunun olduğu hastalarda tedavi cerrahi girişimdir. operasyon tercihen genel anestezi altında yapılır.
a-) tam akomodatif esotropya b-)gözlük ile düzeltilmiş, düz ileri bakış
cerrahi ( ameliyat ) doğuştan olan kaymalar genellikle gözlük gerektirmeyen, erken dönemde (6 ay - 2 yaş ) ameliyat edilmesi gerekli kaymalardır. kaymaların büyük çoğunluğu ise 2–3 yaş civarında ortaya çıkar ve genellikle gözlükle tam olarak düzelebilir.
şaşılık ameliyatları çoğunlukla genel anestezi altında gerçekleştirilir. Ameliyatların temel prensibi göz küresine yapışık kasların kuvvetinin azaltılması ya da arttırılması veya yerlerinin değiştirilmesi esasına dayanır. şaşılıkta erken tanı ve tedavi ile göz tembelliği önlenebilir, 3 boyutlu görme sağlanabilir. Bu nedenle şaşılık şüphesi olan her çocuğun belirli bir yaşa gelmesi beklenmeden şaşılık uzmanı göz hekimine götürülmesi gerekir.
a-) doğuştan içe şaşılık
b-) uygun cerrahiden sonra
ÇOCUKLARDA KATARAKT
Genellikler 60’lı yaşlarda görülen katarakt bebeklik çağlarında da görülebilir. Bebeklik çağında görülen katarakt doğuştan olabildiği gibi hayatın ilk yıllarında sonradan da ortaya çıkabilir.Annenin gebelik döneminde geçirmiş olduğu enfeksiyon, gebelikte kullandığı ilaçlar başlıca nedenlerdir.Bazen de hiçbir neden olmadığı halde bazı çocuklarda yine de “doğuştan katarakt”a rastlanabilir.
• Bir göz bebeğinin diğerinden farklı olması; Katarakt olan gözün beyaz ve donuk renkte olduğu görülebilir
• Göz kayması ( şaşılık ); Özellikler bebeklik çağlarında ortaya çıkan göz kaymalarında nedenin “Konjenital Katarakt” olabileceği unutulmamalıdır.
sağ gözde katarakt
Kataraktın tek tedavi yöntemi cerrahidir. Ameliyatın ne zaman olması gerektiği ancak; kataraktın yoğunluğuna, tek veya çift taraflı olmasına göre detaylı bir göz muayenesinden sonra göz uzmanı tarafından karar verilir; Bütün kataraktlar aynı şekilde olmaz. Kataraktın gelişmesi yıllar alırken, bazı durumlarda ise bir kaç ay sürebilir. Katarakt iki gözde de aynı anda ama farklı oranda gelişebilir. Bazen takip edilerek izlenmesi gerekebilir.Fako yöntemi ile ameliyat yapılır ve 2 yaş üzerindekilere göziçi lensi yerleştirilir.
Göz tembelliği:
Göz tembelliği, toplumda sık rastlanan, çok konuşulan, fakat az bilinen bir konudur. Fark edilmesi zordur ve fark edildiği zaman da genellikle tedavi aşamasını geçmiş olmaktadır. Zamanında tanı konduğunda tedavisi en kolay hastalıklardan biridir. Bu hastalığın tedavisi 10 yaş içerisinde yapılır. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa sonuç o denli başarılı olacaktır. İlkokul çağından önce yapılan tedavilerde başarı oranı çok yüksektir.
Göz tembelliği gözün sinir tabakasını ve sinir yollarını tutan belirgin bir hastalığın olmamasına rağmen kişinin görmesinin zayıf kalmasıdır. Kullanılmayan göz kendisini geliştiremez. Küçük yaşlarda gözün görmesini engelleyen her durumda göz tembelliği gelişir.
1- Şaşılığa bağlı(özellikle tek taraflı şaşılıklarda)
2- Anizometropiye bağlı(iki göz arasında kırma kusuru farklılığı)
3- Deprivasyon ambliyopisi bebeklikte herhengi bir nedenle gözün kapalı kalması(katarakt, kornea patolojisi,ptozis,kontrolsuz göz bandajlaması gibi)
Genellikle tek gözde oluşur, bu yüzden çocuklar diğer gözleriyle iyi gördüklerinden diğer gözün az gördüğünü farketmezler.Bazen iki gözde de tembellik oluşabilir(iki gözde yüksek kırma kusuru, nistagmus ,iki gözde katarakt gibi) Göz tembelliğine sebep olan durumların bir an önce ortadan kaldırılması ve görme sinirinin uyarılmaya başlanması gerekir.
Göz tembelliği tanısı zamanında konulduğu takdirde sağlam göz kapatılarak zayıf gören gözün çalışarak görme yeteneğinin artması sağlanır, kapama yapılırken gözlükleri takılı olmalı ve kapama anında gözü kullanacağı ortamlar oluşturulmalıdır (resim yapma , okuma, game-boy oyunları, TV seyretme gibi)
ÇOCUKLARDA GLOKOM ( GÖZ TANSİYONU )
Yeni doğan bebeklerde görülen önemli hastalıklardan biride doğuştan glokomdur. Bu hastalık başlangıçta belirti vermediği halde ilerledikçe bebeğin gözünün büyüdüğü dikkat çeker, ayrıca ışığa bakamama, sulanma gibi belirtileri vardır. Tedavi edilmediği takdirde hastalığın ilerleyen dönemlerinde, gözün saydam tabakasının zamanla bulanıklaştığı ve giderek beyazlaştığı görülür. Bu durumda bebek, giderek görmesini kaybedecektir. Hastalık başlangıç döneminde tanısı konulduğunda yapılacak ameliyatla göz tansiyonu düşecek ve görme kaybı önlenecektir.Bebeklerde görülen glokom, yetişkinlerde görülen glokoma oranla daha inatçı bir glokom türü olup bazen birkaç ameliyat gerekebilir.
ÇOCUKLARDA GÖZ SULANMASI
Çocuklarda doğuştan itibaren görünen göz sulanmasının nedenin çok sık rastlanan gözyaşı kanalındaki tıkanıklık sorumlu olabilir. Kanal tıkanıklığı;• Erken doğmuş bebeklerde,
• Erkek bebeklerde,
• Sezaryen bebeklerinde daha fazla görülebilir.Çünkü ana rahminde kanalın ağzı zarla örtülüdür ve genellikle doğum sırasında veya doğumdan birkaç gün sonra açılır. Bu tıkanıklıklar gözde sulanma ve çapaklanmaya neden olabilir. Bu durum genellikle geçicidir, uygun damla ve masaj ile % 90 lara varan oranlarda düzelebilir.
Gözyaşı kanalındaki tıkanıklık 1 yaşına kadar düzelmez ise sonda uygulaması ile çözümlenebilir.
GÖZDE ÇAPAKLANMA VE KANLANMA
Konjonktivit dediğimiz göz yüzeyini örten ince saydam zarın iltihabına işaret eden bir takım belirtiler vardır, bu şikâyetler bazen korneanın iltihaplanması durumunda da görülebilir.
• Gözlerde yanma
• Batma
• Kaşıntı
• Kanlanma
• Çapaklanma şeklinde belirtiler gösterir.Doğumdan itibaren değişik nedenlere bağlı olarak farklı zamanlarda göz iltihapları oluşabilir.
prematüre retinopatisi (ROP)
Erken doğan bebeklerin gözlerinde çıkan en önemli sağlık sorunlarından birisi olarak tanımlanır. Bebeklerin gözlerindeki damar sistemleri doğuncaya kadar gelişmeye devam eder. Erken doğumlarda ise bu gelişme süreci tamamlanmamış olur. Bebek doğduktan sonra da gelişim devam ediyor. Küvözde kalıp yüksek konsantrasyonda oksijen alan çocuklarda gelişebilen yeni damarlar ve kanlanamayan alanlar bebeğin retinasını etkilediği için sürekli körlük nedeni olabiliyor. Tedavi olarak, lazer kriyo uygulaması yada cerrahi yapılmaktadır.Bu nedenle erken doğan ve küvöz de kalıp oksijen tedavisi alan bebeklerin muhakkak göz doktoru kontrolünden geçmesi gerekmektedir.
Beta-cryptoxanthin, A-vitaminini aktive etmekte etkilidir. Ancak, taze sıkılmış domates suyu (TSDS) ile taze sıkılmış havuç suyu mukayese (TSHS) edildiği zaman, TSDS gözler için çok daha etkili ve faydalıdır.İçerdiği A vitaminini büyük bir oranda vücudumuza kazandırmak istiyorsak, bu taktirde bir bardak havuç suyunun içerisine iki-üç damla sıvı yağ damlatmamız gerekir.
| ANA SAYFA | KASAD-D Nedir? | FAALİYETLER | DUYURULAR | İLETİŞİM |
Kasad-d Kadın Sağlıkçılar Dayanışma Derneği
Dernek Başkanı: Op.Dr.Gülhan CENGİZ