|
|||||
|
ANA SAYFA | KASAD-D Nedir? | FAALİYETLER | DUYURULAR | İLETİŞİM |
|||||
|
|
Ayın konusu Geçen Ay konuları Faydalı adresler (linkler)
|
|
|||
|
|
|||||
OZON
İstanbul-Fatih
İletişim: 05323363075
İletişim: 05323363075
ÇOCUK SAHİBİ OLAMAMA İNFERTİLİTE
www.kasadsaglik.com Doç.Dr.Rabia Babalıoğlu
Problemsiz genç çiftlerin %85’inde evliliklerinin ilk yılı sonunda gebelik oluşmaktadır. Bunun dışında kalan çiftler infertilite grubunu teşkil etmektedir.
Her kadın ve erkeğin ana ya da baba olma arzusu vardır. Bu arzunun kimi zaman gerçekleşmediği olur. Bu durumda kısırlıktan ya da diğer tabirle infertiliteden söz edilir.
İnfertilite problemini anlamak için normal bir döllenme olayım bilmek gerekir. Çünkü infertilite temelde döllenmenin şu ya da bu nedenle engellenmesidir.
Kadınlarda bir adet döneminin uzunluğu, bir adet kanaması başlangıcından diğer kanama başlangıcına kadar geçen sure olarak hesaplanır. Genelde 28 gün süren bu dönemde, yumurtalıklardan ve beyinden salınan hormonların etkisiyle 1-3 yumurta hücresi gelişir. Yaklaşık adet dönemi ortasında, yumurta hücresi yumurtalıklardan çıkar kanallara (tubalara) alınır. Bu yumurta hücresi işte bu kanallarda döllenir.
Döllenme için, sperm hücrelerinin (erkek tohum hücrelerinin) rahim ağzından rahime, oradan da tüplere ulaşması gerekir. Spermin yumurta hücresine girmeyi başarması ile döllenme olur ve embriyo yani cenin gelişimi başlar. Bu sırada, döllenen yumurta seyahatine devam eder, döllenmenin olduğu tüplerden rahim içine doğru göç eder. Rahim içine doğru yol alırken, bir hücre yumağı/topu haline gelir. Bu yumak, döllenmeden 4-5 gün sonra rahim boşluğuna ulaşır. Döllenmeden sonra 6. gün civarında,bu hücre yumağı değişik bir şekil alır ve rahim duvarına yuvalanmaya başlar. Öncelikle, yaratılacak bebeği beslemeye yönelik olarak plesenta gelişimi başlar ve aynı anda gebelik hormonu da salgılanır. Hücreler bölünmeye devam eder. Bir insanın yaratılışı başlar.
Kabaca sınırlarını çizdiğimiz döllenme için, kadında sağlam bir yumurtalık, sağlam bir rahim ve açık tüpler gerekir, erkek tarafında ise sağlıklı erkek tohum hücreleri ve bunların işleyişlerinin de düzenli olması gerekir. Tek başına bu organların var olmalarından başka beynimizdeki merkezlerin idaresi altında birbiri ile uyum içinde çalışması, bunların etkilerini engelleyici zararlı maddelerin vücutta olmaması gereklidir. Yalnız şunu bilmekte de fayda var: Bütün ideal şartlarda, adet ortasında yumurtlama döneminde sağlıklı bir ilişki sonrasında bile, bir adet döneminde gebe kalıp canlı bebek sahibi olma İhtimali %-25-30 civarındadır. Problemsiz genç çiftlerin %85 kadarında evliliklerinin ilk yılı sonunda gebelik oluşmaktadır. Bunun dışında kalan çiftler infertilite grubunu teşkil etmektedir. Yani evli çiftlerin %10-15'i bir yıl veya daha fazla süre istedikleri halde çocuk sahibi olamamaktadır.
Diğer bir hususta, kadınlarda fertilite dediğimiz gebe kalabilme potansiyelinin 31yaşından sonra %3 kadar azalıyor olmasıdır.
İnfertilite sebepleri
Erkeğe ait sebepler %35 Kadında tuba ve karın içine has bozukluklar %35 Yumurtlama bozuklukları %15 Diğer nadir sebepler %5 Açıklanamayan %10 Karın içi, rahim, tüplere ait sebepler %40
Yumurtalık çalışma bozukluğu %40
Diğer %10 Açıklanamayan %10
TUBA BOZUKLUKLARI VE PERİTON FAKTÖRÜ:
Döllenme için açık ve sağlıklı tüpler gerekmektedir. Sık geçirilen alt karın bölgesi iltihapları, bu bölgeye ait geçirilmiş ameliyatlar-kist, dış gebelik, apandisit, ameliyatları gibi - tüplere zarar verip tıkanma ya da işleyiş bozukluklarına sebep olabilir. Böyle bir durumun belirlenmesi için histerosalpingografi denen ilaçlı rahim filmi çekilir. Eğer bu filmde kanallar tıkalı görünüyorsa veya şüpheli durum varsa,laparoskopi dediğimiz yöntemle göbek altından ufak bir kesi ile karın içine teleskop benzeri bir alet yardımıyla girilerek karın içi gözlemi gerekir. Bu yöntemle, hekim, karın organlarını,yumurtalıkları, kanalları,rahimi ve karın iç zarı olan peritonu direk görür. peritona ait yapışıklıklar, tüpler etrafındaki yapışıklıklar ve gebeliği engelleyebilen ”endometrozis” gibi patolojiler görülebilir. rahim içini örten ve her adet kanaması döneminde kanama ile atılarak yenilenen rahim içi zarının normaldeki yerinden farklı olarak rahim dışında, peritonda yerleşmesi ve büyümesi sonucu "endometriozis"' denen hastalık oluşur. Bu durumun, çocuk olamama durumunda %35 etken olabileceği belirlenmiştir. İşte bu durumların belirlenmesinde laparoskopi önemli bir yer tutar. Laparoskopi sırasında rahim ağzından enjekte edilen boya yardımı ile rahim ve kanallardan geçiş açıklığı kontrol edilir. Bazen bu işlem sırasında, mevcut hastalıkların tedavisi de sağlanabilir.
Düzensiz veya anormal yumurtlama, gebe kalamama sebepleri arasında önemli bir yer tutar. Genellikle adet düzeni, yumurtlama konusunda ipuçları verir. Düzenli adet gören hanımlarda yumurtlama genellikle düzenlidir. Yumurtlama düzeni, sabahları vücut ateşini takip ederek, özel idrar testleriyle ve ultrasonografi ile izlenir. Ayrıca, rahim teinden adete yakın bir zamanda alınan ufak bir parçanın tetkiki,belli günlerde kanda progesteron hormonu düzenleri belirlenerek de izlenebilir. Yumurtlama bozukluğu tesbit edildiğinde, bunun nedenleri bir dizi yöntemle araştırılır. Bu sonuçlara göre tedavi programı düzenlenir. Tedavinin en yüz güldürücü sonuç verdiği kısırlık sebebidir, fakat bazen uygun tedavinin belirlenmesi zaman alabilir.
DİĞER BİR TAKIM FAKTÖRLER
Rahim ağzındaki bir takım değişimler, çocuk olmasında engelleyici rol oynayabilir ama genellikle tek basma sebep değildir. Adet döneminin uygun zamanında yapılan cinsel ilişki sonrası rahim ağzından alınan akıntının incelenmesi bir takım ipuçları verir. Adet ortasında, yumurtlama döneminde rahim ağzı akıntısı berrak, sulu, bol ve uzayıcı karakterde olmalıdır. Cinsel ilişki sonrası yapılan testi ile sperm sayısı ve mukus dediğimiz bu akıntının özellikleri irdelenir. Bozuk çıkan testlerde sperme, rahim ağzına ya da ilişkiye ait problemlerle beraber bağışıklık sistemi ile ilgili zararlı bir etken olup olmadığı da araştırılır. Belirlenen sebebe göre tedavi denenir veya rahim içine aşılama yöntemi kullanılır.
Rahim İçindeki yapışıklıklar, polip, mypm gibi yer tutan ufak oluşumlar veya rahimin şekil bozukluğu oluşan ceninin rahim içine yerleşmesini engelleyebilir. Çocuk olamama sebepleri arasında yalnızca %5'lik bir yeri tuttuğu söylenen bu nedenlerin araştırılmasında rahim filmi önemli yer tutar. Adet kanaması bitiminde rahim ağzından verilen bir özel boya yardımı ile çekilen bu filmde rahim içindeki bir olaydan şüphelenilirse rahim içinin özet bir teleskop vasıtasıyla görülmesini sağlayan histeroskopi işlemiyle olayın teşhisi ve bazen de tedavisi mümkün olabilir.
HER ZAMAN SEBEP BULUNABİLİR Mİ ?
Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin yaklaşık %10*unda tüm bu testler normal çıkabilir ve daha fazlasında da çok ufak bozukluklar bulunabilir. Bu çiftlerin tedavisinde aşılama dahil çeşitli yöntemler denenebilir. Üç ila altı adet dönemi içinde, tedaviye rağmen gebelik oluşmazsa, faktörlerin yeniden değerlendirilmesi gerekebilir. Cevap alınamayan durumlarda, tüp bebek gibi yöntemler denenebilir.
PSİKOLOJİK DURUMLAR GEBELİK OLUŞUMUNU
ETKİLER Mİ?
İnfertilite, oldukça stresli bir durum olmasına rağmen, stresin direkt infertiliteye yol açacağına dair çok az bulgu vardır. Nadiren, yoğun stres, kadınlarda hormon seviyelerini değiştirebilir ve düzensiz yumurtlamalara sebep olabilir. Bazı araştırmalar, yoğun stresi durumunda kadınlarda tubalarda spazm oluşabileceği, erkeklerde sperm üretiminde düşme olabileceği gösterilmiştir ..
Bu kısa özetlemeden de anlaşılacağı gibi, gebeliği engelleyen faktörler bazen kolayca belirlenip tedavi edilebilirken bazen de tesbit ve tedavi zor olabilir. Böyle çiftler için ayrıntılı değerlendirme gerekebilir, infertilite takibi, gebelik için garanti değildir fakat tam bir değerlendirmeyle, üremeyi engelleyen bir veya daha fazla faktörün ortaya çıkmasını sağlayabilir. Hekim gebelik ihtimali konusunda hastaya bilgi verebilir. Tedavi kişiye göre değişmekte bazen de tedaviyi geçici olarak durdurmak gerekebilmektedir.
on birkaç söz daha
ÇİFTLERE SON BİRKAÇ SÖZ DAHA...
Bir yıl veya daha uzun süredir çocuk sahibi olma çabasındaysanız, bilin ki yalnız değilsiniz! Evli çiftlerin %10-19'unda problem olduğunu düşünürsek, ülkemiz nüfusunda ise 1-1.5 milyon çiftin bu konuyla ilgili olduğunu göreceğiz. Her şeyin dört dörtlük olduğu durumda bile bir adet döneminde çocuk sahibi olma ihtimalinin %25-30'larda olduğunu da aklınızdan çıkarmayın! Gebe kalma güçlüğü çektiğiniz dönemlerde, kızgınlık, suçluluk gibi çeşitli duygular taşıyabilirsiniz. Tıbbi imkanları irdelediğinizde göreceksiniz ki, ilaçlar, mikrocerrahi ve sonra tüp bebek konusundaki ilerlemeler yeni ufuklar açmıştır. Bugün, birçok durumda, uzmanlar gebeliği engelleyen ya da gebelik ihtimalini düşüren faktörleri belirleyebilmekte ve tedavi uygulanan eşlerin yansından fazlasında da gebelik mümkün olabilmektedir. Hekiminiz size ayrıntılı sorular soracak ve ardından muayene edecektir. Tetkik ve tedavilerin çoğu, kadının adet dönemine göre ayarlandığı için uzun zaman alabilmektedir. Bu sırada karşılaşılan zorluklara kendinizi hazırlamanız ve duyguları eşinizle paylaşmanız olayları kolaylaştıracaktır. Her şeyden öte, infertilitenin bir "çift" problemi olduğunu unutmayın! Olayları olumlu ve hoşnut bakın! Uygun tedavi İle birçok infertil çiftin sonunda ana-baba olduğunu hatırınızdan çıkarmayın!..
ÇOCUK İSTEĞİ OLANLARA YENİ UFUKLAR
Tüp bebek uygulamasında can alıcı safhası yumurtaların toplanır toplanmaz eş zamanlı olarak laboratuarda incelenmesi, olgunluk derecesine bakılarak döllenme olayı için uygun olup olmadığı ve ne zaman uygun olabileceğînin belirlenmesidir.
Sağlıklı bir döllenme olması için, sağlıklı bir yumurta, sağlıklı bir sperm -erkek tohum hücresi- ve bunların buluşması için yollar -penis, vagina/döl yatağı, rahim açık kanallar-, döllenmenin uygun olduğu açık fallop tüpleri, döllenen yumurta/embriyonun taşınıp yerleşeceği hazır hale gelmiş rahim gerekmektedir. Bunlardan herhangi birinde veya birkaçında olan eksiklik ya da düzgün çalışmama çocuk elmasını geciktirecek ya da engelleyecektir.
Normal, doğurgan çağda, düzenli cinsel hayatı olan bir çiftin her ay için gebe kalma ihtimali %25 civarındadır. Bu şekilde, bir yıl sonunda çocuk isteyen çiftlerin %85'i gebe kalmaktadır. Kalan %15'lik kısımda subfertilite veya infertilite dediğimiz çocuk sahibi olamama problemi söz konuşu olabilir. Bilindiği gibi çocuk sahibi olamamada erkeğe, kadına ve her ikisine ait sebepler rol oynar. Ayrıca %10-15 !ik bir kısımda da belirgin bir sebep bulunamamaktadır.
Çeşitli tedavi yöntemleri ile başarı elde edilemeyen, 20 yıl önce-sine kadar çok sıkıntılandığımız olgularda, 1978'de ilk tüp bebek kızın doğumu ile yeni ufuklar açılmıştır. Özellikle fallop tüplerin tıkanıklığı dolayısıyla çocuk sahibi olamayanlarda yüz güldürücü sonuçlar alınmaya başlanmıştır. Yöntemin uygulanabilirlik alanı genişlediğinde. sperm yetersizliği olan durumlarda da yetersiz kalmaya başlamasıyla oluşan sıkıntıya 1990 yılların başında Belçika'dan çözüm gelmiştir. Mikroenjeksiyon denen yöntemle yeni umutlar doğmuştur. Hala, baş döndürücü hızla, karşılaşılan zorluklara çözüm aramaya ve yöntemi daha ideal hale getirmeye çalışmaktadır. Bu yöntemlerin geliştirilmesi sadece tedavide değil, sebebi açıklanamayan infertilite olgularında bazı sebepleri keşfetmede ve insan organizmasının mükemmelliğini daha da ortaya çıkarmada yararlı olmaktadır. Şimdi bu yöntemleri daha detaylı inceleyelim:
Tüp bebek, bilimsel adıyla in vitro fertilizasyon-IVF'nin kelime anlamını irdelersek, in vitro vücut dışında, fertilizasyon da döllenme demektir. Yani vücut dışında. laboratuar şartlarında sperm İle yumurtanın birleşmesini sağlamak anlamına gelir. Döllenme olduktan sonra, oluşan embriyo (cenin), kadının rahimine yerleştirilir ve bu ceninin rahim duvarına tutunması ümitle beklenir. Özetlenen bu olay o kadar basit değildir. İşleme başlamadan önce tüm infertilite tetkiklerinin yapılmış elması istenir. Her IVF merkezinin kendine ait hasta kabul etme ve tarama protokolü mevcuttur. Hasta yaşı önemli bir faktördür. Yaş ilerledikçe. 35 ve özellikle 40'tan sonra gebe kalma ihtimalinde düşme söz konusudur. Erkeğin sperm durumu da IVF sırasında yapılacak laboratuar işlemlerini belirlemesi acısından önemlidir. Kadının yumurtalık durumu, ilaçlara cevap verme kapasitesi. işlem sırasında daha sonra belirtileceği gibi yumurta toplama işlemi sırasında yumurtalığa ulaşabilme durumu, rahimin şekli ve rahim içinin cenin için uygunluğu da önemli faktörlerdir. Tüplerin açık olup olmaması da bazı tüp bebek yöntemlerinin uygulanabilirliğini belirleyebilmektedir.
Standart bir IVF tedavi dönemi kabaca dört ana safhadan oluşmaktadır:
1) Yumurtalıkları uyarıp fazla yumurta geliştirme sathası
2) Yumurta toplanma safhası
3) Laboratuarda dölleme safhası
4) Rahim İcine nakil safhası
1) Yumurtalıkların uyarılması
2) Folüküllerden yumurta hücresinin alınması
3) Yumurtanın labarotuvarda döllenmesi
3a ve 3b) İki ve dört hücresinin embriyo gelişi
4) Embriyonun rahim içine nakli
1)Yumurtalıkları uyarma
Tüp bebek işlemleri sırasında hem fazla sayıda yumurta hücresi
elde etmek hem de ilaçlarla yumurtlama zamanını kontrol edip yumurta hücrelerinin sağlıklı bir şekilde toplanmasını sağlamak için, çeşitli hormon ilaçları ile yumurtalıklar uyarılır. Kadının hormonal durumuna, yaşıma ve IVF merkezinin tecrübelerine göre en uygun tedavi sekli seçilir. Yumurta hücresinin içinde geliştiği sıvı dolu kesecikler olan, folikül denen yapıların yumurtalık içindeki gelişimi hem ultrason hem de hormon tahlilleri ile yakından takip edilir, foliküllerin olgunlaşma zamanı belirlenebilir. Olgunlaşma zamanı, genellikle yumurtlama olayından. yani foliküllerin içindeki yumurta hücresini serbestleştirmesinden yaklaşık 1.5 gün öncedir. Bu tedavi periodunda, folikül çatlaması için de ilaç verilir ve yumurta hücreleri kendiliğinden serbestlemeden önce yumurta toplama işlemi programlanır.
2) Yumurtaların Toplanması:
Folikül içindeki yumurta hücrelerinin toplanıp tüpe alınması. önceleri laparoskopi denen, narkoz altında, göbek altından girilen ince bir teleskop yardımı ile karından ufak bir cerrahi girişimle olmaktaydı. Artık bu yöntem nadiren, özelliği olan hastalarda kullanılmaktadır. Bugün yaygın kullanılan yöntem, hafif bir ağrı giderici narkoz altında, vagina yoluyla, ultrason eşliğinde, kanallı ince bir iğnenin yumurtalıklara ve foliküllere ulaşıp folikül sıvılarının ve dolayısıyla yumurta hücresinin emilerek alınmasını sağlaması seklindedir.
Böylece çok sayıda, 25-30'lara kadar varabilen yumurta hücresi elde edilebildiği gibi bazen istenen sayıya ulaşılması güç olabilmektedir.
3) Laboratuarda Döllenme:
Tüp bebek adını veren can alıcı safha bu sathadır. Yumurtalar toplanır toplanmaz es zamanlı olarak laboratuarda incelenir, olgunluk derecesine bakılarak döllenme olayı için uygun olup olmadığı ve ne zaman uygun olabileceği belirlenir. Kadından yumurtaların toplandığı gün erkek te menisini laboratuara verir. Laboratuarda spermler meniden yıkanarak ayrılır ve en canlı spermler seçilir. Daha sonra olgun yumurtaların her biri ayrı laboratuar kaplarında -ufak petrilerde. özel besleyici sıvıların eşliğinde spermlerle bir araya konur. Bu kaplar, vücut sıcaklığında, özel nem ve karbondioksit ortamı sağlayan kuluçka makineleri gibi yerlerde beklemeye alınır. Yaklaşık 12 saat sonra döllenme olup olmadığı kontrol edilir. 48 saat içinde 2-8 hücreli embriyo (ceninin) gelişmesi beklenir. Yumurta toplama işleminden genelde 2 gün sonra minik ceninler rahime nakledilecek hale gelir, bazen bu dönem 3 gün de olabilmektedir.
Tüp bebek işleminin döllenme fazında, bazen erkek sperm hücreleri sayı-hareket ve normallik açısından yetersiz kalabilir. Yazının başında belirtilen mikroenjeksiyon yöntemi burada imdada yetişmiştir. Bu işlem, laboratuar aşamasında hassas bir işlemdir. Gelişmiş mikroskoplar ve çok ince pipetler yardımı ve hassas bir beceri ile normal görünen tek bir sperm, yumurta hücresinin duvarlarından geçilerek yumurtanın içine enjekte edilir. Bilimsel olarak bu isleme kısaca İCSİ (intracsytoplasmic sperm injection) de denir
Menide hiç sperm olmayan durumlarda da yeni umutlar doğmuştur. Spermi taşıyan kanallarda tıkanıklık varsa, testiste sperm bulunuyorsa ümit vardır. Hassas cerrahi istemlerle tecrübeli bir ürolog bu spermleri ya da sperm taşıyan testis parçacıklarını IVF işleminden önce laboratuara gönderir. Laboratuarda ayrılma işlemi yapılır ve mikroenjeksiyon ile IVF gerçekleştirilebilir. Artık bebek olması için milyonlarca değil birkaç sperm de yeterli hale gelebilmiştir.
4) Embriyo Nakli:
Hazır embriyoların rahim içine nakil işlemi oldukça basit bir işlemdir. Narkoz gerektirmez. Kateder denen ince bir borucuk yardımı ile vaginal yoldan rahim ağzına ve oradan da rahim içine geçilerek embriyolar konur. Yerleştirilecek embriyo sayısı da burada önemlidir.
Embryo naklinden önce yapılan bazı testlerle bazı kalıtsal hastalıklı embriyoların belirlenmesi de artık mümkün olabilmektedir.
Geliştiği takdirde, gebelik ihtimalini arttırmak ama bu arada ikiz üçüz gibi çoğul gebelik İhtimalini azaltmak için hastanın yaşı da göz önünde tutularak maksimum embriyo sayı belirlenir. Bu belirleme merkezin tecrübeleri, birtakım yönetmelikler ve özellikle hasta rızası dahilinde yapılmaktadır Genelde 3 embriyo yerleştirmesi yapılmaktadır. Rahim içine embriyolar verildikten sonra bir müddet yatak istirahati önerilir. Ceninin rahim duvarına tutunmasını kolaylaştırmak, gebeliğe destek olmak için de bu safhada ve sonrasında birtakım ilaçlar kullanılabilmektedir
Diğer bazı tüp bebek yöntemleri
GİFT ve ZİFT denen yöntemler de mevcuttur. Standart IVF işleminin ilk iki safhası bu yöntemlerde de geçerlidir. GIFT’de olaya laparoskopi girer. Laparoskopi yardımı ile yumurtalıklardan yumurtalar toplanır, laboratuarda sağlıklı spermlerle karıştırılır, döllenme beklemeden yine hazır laparoskopi yardımı ile fallop tüplerinden biri ya da ikisinin içine bu karışım enjekte edilir. Genelde iki yumurta verilir. Tubalar içinde, yani doğal ortamında döllenme olup rahime yine doğal şekilde taşınması beklenir. Tabi ki bu yöntemin uygulanabilmesi için kadının tüplerinin açık ve sağlıklı olması gerekmektedir.
ZİFT'te ise döllenme fazı da laboratuarda geçer ve döllenmiş yumurtalar çok hücreli embriyo haline geçmeden, yine laparoskopi yoluyla tüplere enjekte edilir.
Laboratuarda döllenme sonrasında, rahime nakledilecekten fazla embriyo kalırsa ne yapılır? Bunların kaliteli olanları seçilip dondurulabilmektedir. Bu embriyolar, nakil yapılan dönemde gebelik elde edilemediğinde, daha sonraki uygun bir dönemde, uygun hormonal ortamda, ilk üç safhaya gerek kalmadan sadece rahime nakledilebilmektedir. Dondurulmuş embriyoların %60- 80'inin çözüldükten sonra da canlılığını devam ettirdiği saptanmıştır. Nadir ve özel işlemlerle elde edilmiş spermlerin de dondurma işlemleri de gerçekleştirilebilmektedir. Bu işlemler için özel donanım ve izin gerekmekledir.
Bu yöntemlerin başarısı nedir?
Özel tecrübe, donanım ve ekip çalışması gerektiren, çok hassas noktalar içeren bu yöntemlerin başarısı. eslerin özelliklerine -özellikle yaşa, merkezlere, kullanılan yöntemlere göre değişmektedir. Basarı oranları, yöntemin uygulandığı döneme, aya göre verilir ve gebe kalma oranları ve canlı bebek sahibi olma oranları seklinde ayrılır. Düşük, dış gebelik, çoğul gebelik oranları canlı bebek sahibi olmayı etkilediği için bu oranları belirtme ihtiyacı duyulmuştur. Kabaca belirtmek gerekirse bir tedavi döneminde beklenen gebelik oranı %30, canlı bebek sahibi olma ihtimali °%20 olarak verilmektedir. Bu oranlar, yaş, sperm ve yumurtalık problemi olmayanlarda daha yükselmekte, bu problemi olanlarda da düşme göstermektedir. Bu oranların yazının başında belirtilen, doğal gebe kalma oranlarına yakın oluşu umut vericidir.
Tüp bebek aşamalarının herbirinde birtakım engellerin çıkması sözkonusu olabilir mi? Olabilir, îlk safhada, yumurtalıklar ilaçlara yeterli cevap vermeyebilir ya da yumurta toplama döneminden önce foliküller çatlamış olabilir. Yumurta toplama safhasında yumurtalığa ulaşma problemi olabilir ya da sıvısı emilen foliküllerden yumurta hücresi ya da sağlıklı yumurta hücresi elde edilemeyebilir. Döllenme fazında döllenmiş döllenmiş yumurta elde edilemeyebilir. Bu sıkıntıların nedenleri ve giderilmesi için yoğun çalışmalar devam etmektedir. Genelde işlemin %10-15'inde bu sıkıntılara rastlanabilmektedir.
En sık rastlanan riskler, yumurtlatma tedavisi sonucu yumurtalıkların aşırı büyümesine bağlı, nadiren tüm vücudu etkileyip ciddi problemler oluşturabilen hiperstimulasyon durumu, çoğul gebelik oranlarında ve dış gebelik oranlarında artma seklinde özetlenebilir. Cerrahi işlemler sırasında da ufak işleme ve narkoza bağlı riskler de sözkonusu olabilir. Bu konularda çiftler aydınlatılmakta ve yakın takip yapılmaktadır. Bahsedilmesi gereken diğer bir konu da psikolojik etkilenmedir. Getirdiği maddi külfet yanında, uygulanan müdahaleler, ilaçlar ve sonrasında büyük bir gebelik beklentisi sonucunda 5 hastadan 3 ya da 4'ünün bu sonucu elde edememesi ister istemez etkilemektedir. IVF merkezlerinde, fiziksel takip yanında psikolojik olarak destek verilmektedir. Bu çiftlerin işleme haşlamadan önce. iyice bilgilenmesi, her türlü sonucu bilmesi ve en olumlu yönüyle elde edilen başarının normal gebelik oranlarına yakın olduğunu ve tekrarlanma ile hamile kalma ihtimalinin artacağını akılda tutması, eşlerin birbirine destek olarak tevekkül etmesi işleri kolaylaştıracaktır.
Bazı sorunlar... Çocuk isteği olan çiftlerde yeni ufuklar açan bu yeni yöntemler, beraberinde de birtakım sosyal, hukuki, etik ve dini konuları da gündeme getirmektedir. Dondurulmuş embriyo hakları, rahim olarak kiralık anneninkinin kullanılması sonucu olan sorunlar, her iki eşe ait olmayan sperm ve yumurta döllenmesiyle oluşan yabancı embriyo nakilleri, özel işlemlerle elde edilmiş spermlerin mikroenjeksiyonu ile oluşup doğan çocuklarda yapısal ya da sonraki üreme potansiyelleri konusunda problemler olup olmadığı, dünyayı meşgul eden sorunlardan bazılarıdır. Ülkemizde de oldukça başarılı sonuçlar aldığımız bu yöntemlerin sorunları dolayısıyla bizi de etkilemekte ve makul kararlar beklemektedir.
Op.Dr.Gül Yücesan
OVULASYON İNDUKSİYONUOvulasyon indüksiyonu ve yumurtlamanın uyarılması işlemi normalde yumurtlamanın olmadığı veya düzenli olmadığı durumlarda, veya yumurta sayısının artırılması için uygulanabilir.Superovulasyonda yumurta sayısı 2-4 arası tutulmaya çalışılır.Kontrollü hiperstimulasyon tüp bebek uygulamalarında gerçekleştirilir ve yumurta sayısı 4ün üzerinde olmalıdır.
Kullanılan ilaçlardan bazıları
Klomifen Sitrat (Klomen, Clomid, Gonaphen): Adetin başladığı güne 1. gün denilir ve adetin 5.-9. günleri arası günde 1-4 tablet içilir, adetin 12.gününden başlanarak vajinal ultrasonografi ile kistik yapıdaki foliküllerden ibaret olan yumurtanın oluşması ve rahim içi endometrium tabakasının kalınlığı takip edilir. Endometrium kalınlığı en az 8 mm ve en büyük follikül çapı en az 18 mm olduğunda yumurtalar olgunlaşmış anlamına gelir.Eğer takip yapılamayacaksa adetin 12., 14., 16. ve 18. günleri cinsel ilişkiye girmeleri istenir.
Gonadotropinler (Humegon, Pergonal, Follegon, Metrodin, Metrodin-HP, Pergonal, Gonal-F): YumurtalıklardaKİ yumurtaların gelişmesini sağlayan hormonlardır. Menopozdaki kadınların idrarlarında yüksek oranda mevcuttur. Bu idrarlardan elde edilebilir.Normalde hipofizden salgılanırlar.Genetik mühendislik yöntemi ile laboratuvarda sentez edilebilmektedir. Enjeksiyon yolu ile verilirler.Bunlardan Metrodin-HP, Pergonal ve Gonal-F cild altı enjeksiyonları ile uygulanabilir,hastalar kendi kendilerine yapabilirler. Diğerleri kas içine uygulanır.
Vajinal enfeksiyonlardan korunma önerileri
CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR
Mycoplasma ve ureaplasma enfeksiyonları
Erkekler cinsel hastalık taşıdıklarını söylemede daha çekingen
HPV (Human Papilloma Virus)
Genital siğillerde yeni bir tedavi yaklaşımı- KREM
HPV aşısı ile ilgili çalışmalar umut verici
ÇEŞİTLİ KONULAR
Fetal complications include stillbirth, perinatal
death, meconium aspiration, birth asphyxia, and
shoulder dystocia leading to orthopedic and
neurological trauma. As an example, the incidence of
stillbirth at term in the developed world is
approximately 1 in 3,000 deliveries; this rate is
doubled at 42 weeks’ gestation, and is six times
higher at 43 week’s gestation.
Maternal complications of prolonged pregnancy include
macrosomic fetus, cephalopelvic disproportion, labor
dystocia, delivery by cesarean section, and anxiety.
Discussing management strategies, the authors of the
paper note that there is no consensus among
specialists about either expectant management (with
antenatal fetal surveillance) or the timing of
induction of labour in a prolonged pregnancy. However,
they note that “a policy of routine induction of
labour at 41 weeks is favoured in most obstetric
settings.”
Hamile kadınlarda folik asid kullanımının doğumsal anomalileri önleyebildiği biliniyordu. Son olarak hamilelikte Folik asid kullanımının preeklampsiyi de önleyebildiği belirlenmiştir.
Yumurtalıkları menopoz döneminden önce alınan kadınlarda parkinson hastalığının daha çok görüldüğü bildirilmiştir. Östrojen hormonunun alsheimer hastalığına karşı da koruyucu bir faktör olduğu da biliniyor.
|ANA SAYFA | KASAD-D Nedir? |FAALİYETLER | DUYURULAR | İLETİŞİM |
|
Kasad-d Kadın Sağlıkçılar Dayanışma Derneği |
Dernek Başkanı: Op.Dr.Gülhan CENGİZ |