Metin Kutusu: Metin Kutusu:  KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM 

          KASAD-D

 

  ANA SAYFA   |   KASAD-D Nedir?   |   FAALİYETLER   |   DUYURULAR   |   İLETİŞİM

 

Konular

 

Sağlıkta güncel haberler

Kongreler- duyurular

İlk yardım        

Aciller 

Hemşirelik eğitimi

Beslenme

Diş hekimliği

Dahili branşlar

Cerrahi branşlar

Laboratuar branşlar

Yeni ilaçlar

Sağlık mensubu sorunları

Sağlık mensubu anıları

Sağlık sorunları

Linkler- sağlık dernekleri                

Hasta - doktor-soru-cevap

 

 

 

 

 

 

     Ayın konusu

      Geçen Ay konuları

Faydalı adresler (linkler)

 

Sağlık sitesi

 

www.kasadsaglik.

com

Sizin siteniz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Ayın konuları

 

 

Metin Kutusu:  

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 

AKDENİZ

OZON

CENTER

İstanbul-Fatih

İletişim: 05323363075

Tıbbi Ozon Tedavisi

 

 

İletişim: 05323363075

Hizmetinizde

 

KISIRLIK

ÇOCUK SAHİBİ OLAMAMA İNFERTİLİTE

 


 

www.kasadsaglik.com      Doç.Dr.Rabia Babalıoğlu

 

Döllenme

Tüp bozuklukları

Yumurtlama bozuklukları

Tüp bebek

İVF (İn vitro fertilizasyon)

GİFT ve ZİFT metodları

Tüp bebekte başarı oranı

Riskleri

 

Problemsiz genç çiftlerin %85’inde evliliklerinin ilk yılı sonunda gebelik oluşmaktadır. Bu­nun dışında kalan çiftler infertilite grubunu teşkil etmektedir.

Her kadın ve erkeğin ana ya da baba olma arzusu vardır. Bu arzunun kimi zaman gerçekleşmediği olur. Bu durumda kısırlıktan ya da diğer tabirle infertiliteden söz edilir.

İnfertilite problemini anlamak için normal bir döllenme olayım bil­mek gerekir. Çünkü infertilite temelde döllenmenin şu ya da bu nedenle engellenmesidir.

Döllenme özetle şöyledir:

Kadınlarda bir adet döneminin uzunluğu, bir adet kanaması başlangıcından diğer kanama başlangıcına kadar geçen sure olarak hesaplanır. Genelde 28 gün süren bu dönemde, yumurtalıklardan ve beyinden salınan hormonların etkisiyle 1-3 yumur­ta hücresi gelişir. Yaklaşık adet döne­mi ortasında, yumurta hücresi yumurtalıklardan çıkar kanallara (tubalara) alınır. Bu yumurta hücresi işte bu kanallarda döllenir.

Döllenme için, sperm hücrelerinin (erkek to­hum hücrelerinin) rahim ağzından rahime, oradan da tüplere ulaşması gerekir. Spermin yumurta hücresine girmeyi başarması ile döllenme olur ve embriyo yani cenin gelişimi başlar. Bu sırada, döllenen yumurta seyahatine devam eder, döllenmenin olduğu tüplerden rahim içine doğru göç eder. Rahim içine doğru yol alırken, bir hücre yumağı/topu haline gelir. Bu yumak, döllenmeden 4-5 gün sonra rahim boşluğuna ulaşır. Döllenmeden sonra 6. gün civarında,bu hücre yumağı değişik bir şekil alır ve rahim duvarına yuvalanmaya başlar. Öncelikle, yaratılacak bebeği beslemeye yönelik olarak plesenta gelişimi başlar ve aynı anda gebelik hormonu da salgılanır. Hücreler bölünmeye devam eder. Bir insanın yaratılışı başlar.

Kabaca sınırlarını çizdiğimiz döl­lenme için, kadında sağlam bir yu­murtalık, sağlam bir rahim ve açık tüpler gerekir, erkek tarafında ise sağlıklı erkek tohum hücreleri ve bunların işleyişlerinin de düzenli olması gerekir. Tek başına bu organla­rın var olmalarından başka beynimizdeki merkezlerin idaresi altında birbiri ile uyum içinde çalışması, bunların etkilerini engelleyici zararlı maddelerin vücutta olmaması gereklidir. Yalnız şunu bilmekte de fayda var: Bütün ideal şartlarda, adet ortasında yumurtlama döneminde sağlıklı bir ilişki sonrasında bile, bir adet döneminde gebe kalıp canlı bebek sahibi olma İhtimali %-25-30 civarındadır. Problemsiz genç çiftlerin %85 kadarında evliliklerinin ilk yılı sonunda gebelik oluşmaktadır. Bunun dışında kalan çiftler infertilite grubunu teşkil etmektedir. Yani evli çiftlerin %10-15'i bir yıl veya daha fazla süre istedikleri halde çocuk sahibi olamamaktadır.

Diğer bir hususta, kadınlarda fertilite dediğimiz gebe kalabilme potansiyelinin 31yaşından sonra %3 kadar azalıyor olmasıdır.

İnfertilite sebepleri

Erkeğe ait sebepler %35 Kadında tuba ve karın içine has bozukluklar %35 Yumurtlama bozuklukları %15 Diğer nadir sebepler %5 Açıklanamayan %10 Karın içi, rahim, tüplere ait sebepler %40

Yumurtalık çalışma bozukluğu %40

Diğer %10 Açıklanamayan %10

TUBA BOZUKLUKLARI VE PERİTON FAKTÖRÜ:

Döllenme için açık ve sağlıklı tüpler gerekmektedir. Sık geçirilen alt karın bölgesi iltihapları, bu bölgeye ait geçirilmiş ameliyatlar-kist, dış gebelik, apandisit, ameliyatları gibi - tüplere zarar verip tıkanma ya da işleyiş bozukluklarına sebep olabilir. Böyle bir durumun belirlenmesi için histerosalpingografi denen ilaçlı rahim filmi çekilir. Eğer bu filmde kanallar tıkalı görünüyorsa veya şüpheli durum varsa,laparoskopi dediğimiz yöntemle göbek altından ufak bir kesi ile karın içine teleskop benzeri bir alet yardımıyla girilerek karın içi gözlemi gerekir. Bu yöntemle, hekim, karın organlarını,yumurtalıkları, kanalları,rahimi ve karın iç zarı olan peritonu direk görür. peritona ait yapışıklıklar, tüpler etrafındaki yapışıklıklar ve gebeliği engelleyebilen ”endometrozis” gibi patolojiler görülebilir. rahim içini örten ve her adet kanaması döneminde kanama ile atılarak yenilenen rahim içi zarının normaldeki yerinden farklı olarak rahim dışında, peritonda yerleşmesi ve büyümesi sonucu "endometriozis"' de­nen hastalık oluşur. Bu durumun, ço­cuk olamama durumunda %35 etken olabileceği belirlenmiştir. İşte bu durumların belirlenmesinde laparoskopi önemli bir yer tutar. Laparoskopi sırasında rahim ağzından enjekte edi­len boya yardımı ile rahim ve kanal­lardan geçiş açıklığı kontrol edilir. Bazen bu işlem sırasında, mevcut hastalıkların tedavisi de sağlanabilir.

YUMURTLAMA BOZUKLUKLARI

Düzensiz veya anormal yumurtla­ma, gebe kalamama sebepleri arasında önemli bir yer tutar. Genellikle adet düzeni, yumurtlama konusunda ipuçları verir. Düzenli adet gören ha­nımlarda yumurtlama genellikle düzenlidir. Yumurtlama düzeni, sabahları vücut ateşini takip ederek, özel idrar testleriyle ve ultrasonografi ile izlenir. Ayrıca, rahim teinden adete yakın bir zamanda alınan ufak bir parçanın tetkiki,belli günlerde kan­da progesteron hormonu düzenleri belirlenerek de izlenebilir. Yumurtla­ma bozukluğu tesbit edildiğinde, bu­nun nedenleri bir dizi yöntemle araştırılır. Bu sonuçlara göre tedavi programı düzenlenir. Tedavinin en yüz güldürücü sonuç verdiği kısırlık se­bebidir, fakat bazen uygun tedavinin belirlenmesi zaman alabilir.

 

DİĞER BİR TAKIM FAKTÖRLER

 

Rahim ağzındaki bir takım deği­şimler, çocuk olmasında engelleyici rol oynayabilir ama genellikle tek ba­sma sebep değildir. Adet döneminin uygun zamanında yapılan cinsel ilişki sonrası rahim ağzından alınan akıntının incelenmesi bir takım ipuçları verir. Adet ortasında, yumurtlama döneminde rahim ağzı akıntısı berrak, sulu, bol ve uzayıcı karakterde olmalıdır. Cinsel ilişki sonrası yapılan testi ile sperm sayısı ve mukus dediğimiz bu akıntının özellikleri irdelenir. Bozuk çıkan testlerde sperme, rahim ağzına ya da ilişkiye ait problemlerle beraber bağışıklık sistemi ile ilgili zararlı bir etken olup olmadığı da araştırılır. Belirlenen sebebe göre tedavi denenir veya rahim içine aşılama yöntemi kullanılır.

Rahim İçindeki yapışıklıklar, polip, mypm gibi yer tutan ufak oluşumlar veya rahimin şekil bo­zukluğu oluşan ceninin rahim içine yerleşmesini engelleyebilir. Çocuk olamama sebepleri arasında yalnızca %5'lik bir yeri tuttuğu söylenen bu nedenlerin araştırılmasında rahim filmi önemli yer tutar. Adet kanaması bitiminde rahim ağzından verilen bir özel boya yardımı ile çekilen bu filmde rahim içindeki bir olaydan şüphelenilirse rahim içinin özet bir teleskop vasıtasıyla görülmesini sağlayan histeroskopi işlemiyle olayın teşhisi ve bazen de tedavisi mümkün olabilir.

 

HER ZAMAN SEBEP BULUNABİLİR Mİ ?

 

Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin yaklaşık %10*unda tüm bu testler normal çıkabilir ve daha fazlasında da çok ufak bozukluklar bulunabilir. Bu çiftlerin tedavisinde aşılama dahil çeşitli yöntemler denenebilir. Üç ila altı adet dönemi içinde, tedaviye rağ­men gebelik oluşmazsa, faktörlerin yeniden değerlendirilmesi gerekebi­lir. Cevap alınamayan durumlarda, tüp bebek gibi yöntemler denenebi­lir.

 

PSİKOLOJİK DURUMLAR GEBELİK OLUŞUMUNU

ETKİLER Mİ?

 

İnfertilite, oldukça stresli bir du­rum olmasına rağmen, stresin direkt infertiliteye yol açacağına dair çok az bulgu vardır. Nadiren, yoğun stres, kadınlarda hormon seviyelerini değiştirebilir ve düzensiz yumurtlamalara sebep olabilir. Bazı araştırmalar, yo­ğun stresi durumunda kadınlarda tubalarda spazm oluşabileceği, erkek­lerde sperm üretiminde düşme olabi­leceği gösterilmiştir ..

Bu kısa özetlemeden de anlaşılacağı gibi, gebeliği engelleyen faktör­ler bazen kolayca belirlenip tedavi edilebilirken bazen de tesbit ve teda­vi zor olabilir. Böyle çiftler için ayrın­tılı değerlendirme gerekebilir, infertilite takibi, gebelik için garanti değil­dir fakat tam bir değerlendirmeyle, üremeyi engelleyen bir veya daha fazla faktörün ortaya çıkmasını sağla­yabilir. Hekim gebelik ihtimali konusunda hastaya bilgi verebilir. Te­davi kişiye göre değişmekte bazen de tedaviyi geçici olarak durdurmak gerekebilmektedir.

on birkaç söz daha

ÇİFTLERE SON BİRKAÇ SÖZ DAHA...

 

Bir yıl veya daha uzun süredir çocuk sahibi olma çabasındaysanız, bilin ki yalnız değilsiniz! Evli çiftlerin %10-19'unda problem olduğunu düşünürsek, ülkemiz nüfusunda ise 1-1.5 milyon çiftin bu konuyla ilgili olduğu­nu göreceğiz. Her şeyin dört dörtlük olduğu durumda bile bir adet döneminde çocuk sahibi olma ihtimalinin %25-30'larda olduğunu da aklınızdan çıkarmayın! Gebe kalma güçlüğü çektiğiniz dönemlerde, kızgınlık, suçlu­luk gibi çeşitli duygular taşıyabilirsiniz. Tıbbi imkanları irdelediğinizde gö­receksiniz ki, ilaçlar, mikrocerrahi ve sonra tüp bebek konusundaki ilerle­meler yeni ufuklar açmıştır. Bugün, birçok durumda, uzmanlar gebeliği en­gelleyen ya da gebelik ihtimalini düşüren faktörleri belirleyebilmekte ve tedavi uygulanan eşlerin yansından fazlasında da gebelik mümkün olabil­mektedir. Hekiminiz size ayrıntılı sorular soracak ve ardından muayene edecektir. Tetkik ve tedavilerin çoğu, kadının adet dönemine göre ayarlan­dığı için uzun zaman alabilmektedir. Bu sırada karşılaşılan zorluklara kendinizi hazırlamanız ve duyguları eşinizle paylaşmanız olayları kolaylaştıra­caktır. Her şeyden öte, infertilitenin bir "çift" problemi olduğunu unutmayın! Olayları olumlu ve hoşnut bakın! Uygun tedavi İle birçok infertil çiftin sonunda ana-baba olduğunu hatırınızdan çıkarmayın!..

 

ÇOCUK İSTEĞİ OLANLARA YENİ UFUKLAR

 

Tüp bebek uygulamasında can alıcı safhası yumurtaların toplanır toplanmaz eş zamanlı olarak laboratuarda incelenmesi, olgunluk derecesine bakılarak döllenme olayı için uygun olup olmadığı ve ne zaman uygun olabileceğînin belirlenmesidir.

Sağlıklı bir döllenme olması için, sağlıklı bir yumurta, sağlıklı bir sperm -erkek tohum hücresi- ve bunların buluşması için yollar -penis, vagina/döl yatağı, rahim açık kanallar-, döllenmenin uygun olduğu açık fallop tüpleri, döllenen yumurta/embriyonun taşınıp yerleşeceği hazır hale gelmiş rahim gerekmektedir. Bunlardan herhangi birinde veya birkaçında olan ek­siklik ya da düzgün çalışmama ço­cuk elmasını geciktirecek ya da engelleyecektir.

Normal, doğurgan çağda, dü­zenli cinsel hayatı olan bir çiftin her ay için gebe kalma ihtimali %25 civarındadır. Bu şekilde, bir yıl sonunda çocuk isteyen çiftlerin %85'i gebe kalmaktadır. Kalan %15'lik kısımda subfertilite veya infertilite dediğimiz çocuk sahibi olamama problemi söz konuşu olabilir. Bilindiği gibi çocuk sahibi olamamada erkeğe, kadına ve her ikisine ait sebepler rol oynar. Ayrı­ca %10-15 !ik bir kısımda da belirgin bir sebep bulunamamaktadır.

Çeşitli tedavi yöntemleri ile ba­şarı elde edilemeyen, 20 yıl önce-sine kadar çok sıkıntılandığımız olgularda, 1978'de ilk tüp bebek kızın doğumu ile yeni ufuklar açıl­mıştır. Özellikle fallop tüplerin tı­kanıklığı dolayısıyla çocuk sahibi olamayanlarda yüz güldürücü so­nuçlar alınmaya başlanmıştır. Yön­temin uygulanabilirlik alanı genişlediğinde. sperm yetersizliği olan durumlarda da yetersiz kalmaya başlamasıyla oluşan sıkıntıya 1990 yılların başında Belçika'dan çözüm gelmiştir. Mikroenjeksiyon denen yöntemle yeni umutlar doğ­muştur. Hala, baş döndürücü hızla, karşılaşılan zorluklara çözüm aramaya ve yöntemi daha ideal hale getirmeye çalışmaktadır. Bu yöntemlerin geliştirilmesi sadece tedavide değil, sebebi açıklanamayan infertilite olgularında bazı sebepleri keşfetmede ve insan organizmasının mükemmelliğini daha da ortaya çıkarmada yararlı olmaktadır. Şimdi bu yöntemleri daha detaylı inceleyelim:

Tüp bebek, bilimsel adıyla in vitro fertilizasyon-IVF'nin kelime anla­mını irdelersek, in vitro vücut dışında, fertilizasyon da döllenme demek­tir. Yani vücut dışında. laboratuar şartlarında sperm İle yumurtanın bir­leşmesini sağlamak anlamına gelir. Döllenme olduktan sonra, oluşan embriyo (cenin), kadının rahimine yerleştirilir ve bu ceninin rahim duvarına tutunması ümitle beklenir. Özetlenen bu olay o kadar basit de­ğildir. İşleme başlamadan önce tüm infertilite tetkiklerinin yapılmış elma­sı istenir. Her IVF merkezinin kendine ait hasta kabul etme ve tarama protokolü mevcuttur. Hasta yaşı önemli bir faktördür. Yaş ilerle­dikçe. 35 ve özellikle 40'tan sonra gebe kalma ihtimalinde düşme söz konusudur. Erkeğin sperm durumu da IVF sırasında yapılacak laboratuar işlemlerini belirlemesi acısından önemlidir. Kadının yumurtalık durumu, ilaçlara cevap verme kapasitesi. işlem sırasında daha sonra belir­tileceği gibi yumurta toplama işlemi sırasında yumurtalığa ula­şabilme durumu, rahimin şekli ve rahim içinin cenin için uy­gunluğu da önemli faktörlerdir. Tüplerin açık olup olmaması da bazı tüp bebek yöntemlerinin uygulanabilirliğini belirleyebil­mektedir.

Standart bir IVF tedavi döne­mi kabaca dört ana safhadan oluşmaktadır:

1) Yumurtalıkları uyarıp faz­la yumurta geliştirme sathası

2) Yumurta toplanma safhası

3) Laboratuarda dölleme saf­hası

4) Rahim İcine nakil safhası

 

1) Yumurtalıkların uyarılması

2) Folüküllerden yumurta hücresinin alınması

3) Yumurtanın labarotuvarda döllenmesi

3a ve 3b) İki ve dört hücresinin embri­yo gelişi

4) Embriyonun rahim içine nakli

1)Yumurtalıkları uyarma

Tüp bebek işlemleri sırasında hem fazla sayıda yumurta hücresi

elde etmek hem de ilaçlarla yumurtlama zamanını kontrol edip yumurta hücrelerinin sağlıklı bir şe­kilde toplanmasını sağlamak için, çeşitli hormon ilaçları ile yumurtalıklar uyarılır. Kadının hormonal durumuna, yaşıma ve IVF merkezinin tecrübelerine göre en uygun tedavi sekli seçilir. Yumurta hücresinin içinde geliştiği sıvı dolu kesecikler olan, folikül denen yapıların yumurtalık için­deki gelişimi hem ultrason hem de hormon tahlilleri ile yakından takip edilir, foliküllerin olgunlaşma zamanı belirlenebilir. Olgunlaşma zamanı, genellikle yumurtlama olayından. ya­ni foliküllerin içindeki yumurta hücresini serbestleştirmesinden yaklaşık 1.5 gün öncedir. Bu tedavi periodunda, folikül çatlaması için de ilaç veri­lir ve yumurta hücreleri kendiliğin­den serbestlemeden önce yumurta toplama işlemi programlanır.

2) Yumurtaların Toplanması:

Folikül içindeki yumurta hücrelerinin toplanıp tüpe alınması. öncele­ri laparoskopi denen, narkoz altında, göbek altından girilen ince bir teles­kop yardımı ile karından ufak bir cerrahi girişimle olmaktaydı. Artık bu yöntem nadiren, özelliği olan hastalarda kullanılmakta­dır. Bugün yaygın kullanılan yöntem, hafif bir ağrı giderici narkoz altında, vagina yoluyla, ultrason eşliğinde, kanallı ince bir iğnenin yumurtalıklara ve foliküllere ulaşıp folikül sıvılarının ve dolayısıyla yumurta hüc­resinin emilerek alınmasını sağlaması seklindedir.

Böylece çok sayıda, 25-30'lara kadar varabilen yumurta hücresi elde edilebildiği gibi bazen istenen sayıya ulaşılması güç olabilmektedir.

3) Labora­tuarda Döllenme:

Tüp bebek adını veren can alıcı safha bu sathadır. Yumurtalar toplanır top­lanmaz es zamanlı olarak laboratuarda incelenir, ol­gunluk derecesine bakılarak döllenme olayı için uy­gun olup ol­madığı ve ne zaman uygun olabileceği belirlenir. Ka­dından yu­murtaların toplandığı gün erkek te menisini laboratuara verir. Laboratu­arda spermler meniden yıkanarak ay­rılır ve en canlı spermler seçilir. Daha sonra olgun yumurtaların her biri ayrı laboratuar kaplarında -ufak petrilerde. özel besleyici sıvıların eşli­ğinde spermlerle bir araya konur. Bu kaplar, vücut sıcaklığında, özel nem ve karbondioksit ortamı sağlayan kuluçka makineleri gibi yerlerde beklemeye alınır. Yaklaşık 12 saat sonra döllenme olup olmadığı kontrol edi­lir. 48 saat içinde 2-8 hücreli embriyo (ceninin) gelişmesi beklenir. Yumurta toplama işleminden genelde 2 gün sonra minik ceninler rahime nakledilecek hale gelir, bazen bu dö­nem 3 gün de olabilmektedir.

Tüp bebek işleminin döllenme fazında, bazen erkek sperm hücreleri sayı-hareket ve normallik açısından yetersiz kalabilir. Yazının başında be­lirtilen mikroenjeksiyon yöntemi bu­rada imdada yetişmiştir. Bu işlem, laboratuar aşamasında hassas bir işlem­dir. Gelişmiş mikroskoplar ve çok in­ce pipetler yardımı ve hassas bir be­ceri ile normal görünen tek bir sperm, yumurta hücresinin duvarlarından geçilerek yumurtanın içine enjekte edilir. Bilimsel olarak bu isle­me kısaca İCSİ (intracsytoplasmic sperm injection) de denir

Menide hiç sperm olmayan durumlarda da yeni umutlar doğmuştur. Spermi taşıyan kanallarda tıkanıklık varsa, testiste sperm bulunuyorsa ümit vardır. Hassas cerrahi istemlerle tecrübeli bir ürolog bu spermleri ya da sperm taşıyan testis parçacıklarını IVF işleminden önce laboratuara gönderir. Laboratuarda ayrılma işlemi yapılır ve mikroenjeksiyon ile IVF gerçekleştirilebilir. Artık bebek olması için milyonlarca değil birkaç sperm de yeterli hale gelebilmiştir.

4) Embriyo Nakli:

Hazır embriyoların rahim içine na­kil işlemi oldukça basit bir işlemdir. Narkoz gerektirmez. Kateder denen ince bir borucuk yardımı ile vaginal yoldan rahim ağzına ve oradan da rahim içine geçilerek embriyolar konur. Yerleştirilecek embriyo sayısı da burada önemlidir.

Embryo naklinden önce yapılan bazı testlerle bazı kalıtsal hastalıklı embriyoların belirlenmesi de artık mümkün olabilmektedir.

Geliştiği takdirde, gebelik ihtimalini arttırmak ama bu arada ikiz üçüz gibi çoğul gebelik İhtimalini azaltmak için hastanın yaşı da göz önünde tutularak maksimum embriyo sayı belirlenir. Bu belirleme merkezin tecrübeleri, birtakım yönetmelikler ve özellikle hasta rızası dahilinde yapılmaktadır Genelde 3 embriyo yerleştirmesi yapılmaktadır. Rahim içine embriyolar verildikten sonra bir müddet yatak istirahati önerilir. Ceninin rahim duvarına tutunmasını kolaylaştırmak, gebeliğe destek olmak için de bu safhada ve sonrasında birtakım ilaçlar kullanılabilmektedir

 

Diğer bazı tüp bebek yöntemleri

 

GİFT ve ZİFT denen yöntemler de mevcuttur. Standart IVF işleminin ilk iki safhası bu yöntemlerde de geçerli­dir. GIFT’de olaya laparoskopi girer. Laparoskopi yardımı ile yumurtalık­lardan yumurtalar toplanır, laboratuarda sağlıklı spermlerle karıştırılır, döllenme beklemeden yine hazır la­paroskopi yardımı ile fallop tüplerinden biri ya da ikisinin içine bu karı­şım enjekte edilir. Genelde iki yu­murta verilir. Tubalar içinde, yani do­ğal ortamında döllenme olup rahime yine doğal şekilde taşınması bekle­nir. Tabi ki bu yöntemin uygulanabilmesi için kadının tüplerinin açık ve sağlıklı olması gerekmektedir.

ZİFT'te ise döllenme fazı da labo­ratuarda geçer ve döllenmiş yumurtalar çok hücreli embriyo haline geç­meden, yine laparoskopi yoluyla tüplere enjekte edilir.

Laboratuarda döllenme sonrasında, rahime nakledilecekten fazla embriyo kalırsa ne yapılır? Bunların kaliteli olanları seçilip dondurulabilmektedir. Bu embriyolar, nakil yapı­lan dönemde gebelik elde edilemediğinde, daha sonraki uygun bir dö­nemde, uygun hormonal ortamda, ilk üç safhaya gerek kalmadan sadece rahime nakledilebilmektedir. Dondu­rulmuş embriyoların %60- 80'inin çözüldükten sonra da canlılığını devam ettirdiği saptan­mıştır. Nadir ve özel iş­lemlerle elde edilmiş spermlerin de dondur­ma işlemleri de ger­çekleştirilebilmektedir. Bu işlemler için özel donanım ve izin gerekmekledir.

 

Bu yöntemlerin başarısı nedir?

 

Özel tecrübe, dona­nım ve ekip çalışması gerektiren, çok hassas noktalar içeren bu yöntemle­rin başarısı. eslerin özelliklerine -özellikle yaşa, merkezlere, kullanılan yöntemlere göre değişmektedir. Ba­sarı oranları, yöntemin uygulandığı döneme, aya göre verilir ve gebe kalma oranları ve canlı bebek sahibi ol­ma oranları seklinde ayrılır. Düşük, dış gebelik, çoğul gebelik oranları canlı bebek sahibi olmayı etkilediği için bu oranları belirtme ihtiyacı du­yulmuştur. Kabaca belirtmek gerekirse bir tedavi döneminde bekle­nen gebelik oranı %30, canlı bebek sahibi olma ihtimali °%20 olarak verilmektedir. Bu oranlar, yaş, sperm ve yumurtalık problemi olmayanlarda daha yükselmekte, bu problemi olan­larda da düşme göstermektedir. Bu oranların yazının başında belirtilen, doğal gebe kalma oranlarına yakın oluşu umut vericidir.

Tüp bebek aşamalarının herbirinde birtakım engellerin çıkması sözkonusu olabilir mi? Olabilir, îlk safha­da, yumurtalıklar ilaçlara yeterli ce­vap vermeyebilir ya da yumurta top­lama döneminden önce foliküller çatlamış olabilir. Yumurta toplama safhasında yumurtalığa ulaşma problemi olabilir ya da sıvısı emilen foliküllerden yumurta hücresi ya da sağ­lıklı yumurta hücresi elde edilemeyebilir. Döllenme fazında döllenmiş döllenmiş yumurta elde edilemeyebilir. Bu sı­kıntıların nedenleri ve giderilmesi için yoğun çalışmalar devam etmek­tedir. Genelde işlemin %10-15'inde bu sıkıntılara rastlanabilmektedir.

 

Tedavinin riskleri nelerdir?

 

En sık rastlanan riskler, yumurtlat­ma tedavisi sonucu yumurtalıkların aşırı büyümesine bağlı, nadiren tüm vücudu etkileyip ciddi problemler oluşturabilen hiperstimulasyon duru­mu, çoğul gebelik oranlarında ve dış gebelik oranlarında artma seklinde özetlenebilir. Cerrahi işlemler sıra­sında da ufak işleme ve narkoza bağ­lı riskler de sözkonusu olabilir. Bu konularda çiftler aydınlatılmakta ve yakın takip yapılmaktadır. Bahsedil­mesi gereken diğer bir konu da psi­kolojik etkilenmedir. Getirdiği maddi külfet yanında, uygulanan müdahale­ler, ilaçlar ve sonrasında büyük bir gebelik beklentisi sonucunda 5 has­tadan 3 ya da 4'ünün bu sonucu elde edememesi ister istemez etkilemek­tedir. IVF merkezlerinde, fiziksel takip yanında psikolojik olarak des­tek verilmektedir. Bu çiftlerin işleme haşlamadan önce. iyice bilgilenmesi, her türlü sonucu bilmesi ve en olum­lu yönüyle elde edilen başarının normal gebelik oranlarına ya­kın olduğunu ve tek­rarlanma ile hamile kalma ihtimalinin ar­tacağını akılda tutması, eşlerin birbirine destek olarak tevekkül etmesi işleri ko­laylaştıracaktır.

Bazı sorunlar... Ço­cuk isteği olan çiftler­de yeni ufuklar açan bu yeni yöntemler, beraberinde de birta­kım sosyal, hukuki, etik ve dini konu­ları da gündeme getirmektedir. Don­durulmuş embriyo hakları, rahim ola­rak kiralık anneninkinin kullanılması sonucu olan sorunlar, her iki eşe ait olmayan sperm ve yumurta döllenme­siyle oluşan yabancı embriyo nakille­ri, özel işlemlerle elde edilmiş sperm­lerin mikroenjeksiyonu ile oluşup do­ğan çocuklarda yapısal ya da sonraki üreme potansiyelleri konusunda problemler olup olmadığı, dünyayı meşgul eden sorunlardan bazılarıdır. Ülkemizde de oldukça başarılı sonuç­lar aldığımız bu yöntemlerin sorunları dolayısıyla bizi de etkilemekte ve ma­kul kararlar beklemektedir.

 

 

Op.Dr.Gül Yücesan


OVULASYON İNDUKSİYONU

Ovulasyon indüksiyonu ve yumurtlamanın uyarılması işlemi normalde yumurtlamanın olmadığı veya düzenli olmadığı durumlarda, veya yumurta sayısının artırılması için  uygulanabilir.Superovulasyonda yumurta sayısı 2-4 arası tutulmaya çalışılır.Kontrollü hiperstimulasyon tüp bebek uygulamalarında gerçekleştirilir ve yumurta sayısı 4ün üzerinde olmalıdır.

Kullanılan ilaçlardan bazıları

Klomifen Sitrat (Klomen, Clomid, Gonaphen): Adetin başladığı güne 1. gün denilir ve adetin 5.-9. günleri arası günde 1-4 tablet içilir, adetin 12.gününden başlanarak vajinal ultrasonografi ile kistik yapıdaki foliküllerden ibaret olan  yumurtanın oluşması ve rahim içi endometrium tabakasının kalınlığı takip edilir. Endometrium kalınlığı en az 8 mm  ve en büyük follikül çapı en az 18 mm olduğunda yumurtalar olgunlaşmış anlamına gelir.Eğer takip yapılamayacaksa adetin 12., 14., 16. ve 18. günleri cinsel ilişkiye girmeleri istenir.

Gonadotropinler (Humegon, Pergonal, Follegon, Metrodin, Metrodin-HP, Pergonal, Gonal-F): YumurtalıklardaKİ yumurtaların gelişmesini sağlayan hormonlardır. Menopozdaki kadınların idrarlarında yüksek oranda mevcuttur. Bu idrarlardan elde edilebilir.Normalde hipofizden salgılanırlar.Genetik mühendislik yöntemi ile  laboratuvarda sentez edilebilmektedir. Enjeksiyon yolu ile verilirler.Bunlardan Metrodin-HP, Pergonal ve Gonal-F cild altı enjeksiyonları ile uygulanabilir,hastalar kendi kendilerine yapabilirler. Diğerleri kas içine uygulanır.

 

İnfeksiyon hastalıkları 

 

Mantar

Trikomonas

Gardnarella

İdrar Yolu Enfeksiyonları

Pevik İltihabi Hastalık (PID)

Tubo-ovarian abse

Genital Tüberküloz

Toksik şok sendromu

Vajinal Duş

Vajinal enfeksiyonlardan korunma önerileri

Bartholin Absesi

CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR

Gonore

Klamidya

Genital Herpes

Sfiliz

Mycoplasma ve ureaplasma enfeksiyonları

Erkekler cinsel hastalık taşıdıklarını söylemede daha çekingen

HPV (Human Papilloma Virus)

HPV (Human papilloma virus)

Kondilom

Kolposkopi ve biopsi

Genital siğillerde yeni bir tedavi yaklaşımı- KREM

HPV aşısı ile ilgili çalışmalar umut verici

 

ÇEŞİTLİ KONULAR

Vulvodynia Vulva ağrısı

Kronik Kasık Ağrısı

Vajinal tampon kullanımı

Kegel Egzersizleri

Meme Başı akıntıları

 

 

Fetal complications include stillbirth, perinatal
death, meconium aspiration, birth asphyxia, and
shoulder dystocia leading to orthopedic and
neurological trauma. As an example, the incidence of
stillbirth at term in the developed world is
approximately 1 in 3,000 deliveries; this rate is
doubled at 42 weeks’ gestation, and is six times
higher at 43 week’s gestation.

Maternal complications of prolonged pregnancy include
macrosomic fetus, cephalopelvic disproportion, labor
dystocia, delivery by cesarean section, and anxiety.

Discussing management strategies, the authors of the
paper note that there is no consensus among
specialists about either expectant management (with
antenatal fetal surveillance) or the timing of
induction of labour in a prolonged pregnancy. However,
they note that “a policy of routine induction of
labour at 41 weeks is favoured in most obstetric
settings.”

 

  • Hamile kadınlarda folik asid kullanımının doğumsal anomalileri önleyebildiği biliniyordu. Son olarak hamilelikte Folik asid kullanımının preeklampsiyi de önleyebildiği belirlenmiştir.

 

  • Yumurtalıkları menopoz döneminden önce alınan kadınlarda parkinson hastalığının daha çok görüldüğü bildirilmiştir. Östrojen hormonunun alsheimer hastalığına karşı da koruyucu bir faktör olduğu da biliniyor.

 

 

 

 

|ANA SAYFA | KASAD-D Nedir? |FAALİYETLER | DUYURULAR | İLETİŞİM |

 

 Kasad-d   Kadın Sağlıkçılar Dayanışma Derneği

    Dernek Başkanı: Op.Dr.Gülhan CENGİZ                              

Kısırlık (Çocuk yapa


 

 

                                                           

 

Hit Counter